fbpx
Dolmabahçe Sarayı'nda Mehter Ekibi

Mehter kelimesi, Farsça ulu, büyük anlamına gelen ‘mihter’ kelimesinden türemiştir. Her ne kadar biz mehteri sadece askeri müzik yapan bir topluluk olarak bilsek de, mehter aslında Yeniçerilerin bir bölüğüdür ve kendi başına bir askeri birliktir, çeşitleri vardır. Askeri müzik yapan mehter birliğine çalıcı mehter ya da “mehteran-i tabl-ü alem”; padişahın çadırının kurulması, toplanması ve taşınması ile ilgilenen mehter birliğine “çadır mehteri” ya da “mehteran-ı hayme”; sarayda vezir ve paşalarla ilgilenen, onlara hizmet eden birliğe de “iç mehteri” denilirdi.

Bizim konumuz olan mehter, çalıcı mehter  ya da diğer adı ile mehteran-i tabl-ü alem. Buradaki alem dünya anlamında değil, padişahın nişanı, işareti anlamında kullanılan alemdir. Yani aslında padişahın davulu…

Minyatürlerde Mehter Ekibi
Minyatürlerde Mehter Ekibi

Tarihi

Türklerde askeri müzik geleneğinin varlığı Orhun Kitabeleri’ne kadar uzanmaktadır. Kitabelerde mehterin atası olarak kabul edilen “tuğ takımı”ndan bahsedilir ki Osmanlı’da da mehter ekibinin en önemli görevi tuğu yani sultanın gücü ve ululuğunu simgeleyen bir tutam at kuyruğunu taşımaktır. Daha sonra Selçuklular ’da da nevbet hane birliğinin olduğu bilinmektedir. Nevbet geleneği Selçuklular ile birlikte başlamıştır, diğer tüm Türk devletlerinde de görülür ama askeri müzik ekibine mehterhane ve yaptıkları müziğe de mehter müziği denilmesi Osmanlı Devleti geleneğinde yerini bulmuştur. Nevbet vurmak, askeri müzik yapan ekibin aynı makamdaki bir çok parçayı arka arkaya icra etmesi anlamına gelmektedir.

Mehter ekibinin savaşlarda müzikle kendi askerlerini cesaretlendirirken düşmanı korkutma veya ürkütme gibi bir amacı bulunmaktadır. Ayrıca barış zamanında da nevbet vurulması adettendir. Osmanlı’da mehteran  ekibi erken dönemde sarayın önünde, eğer sultan seferde ise otağının önünde namaz vakitlerinden önce günde beş kere nevbet vururdu. Nevbetin sadece ikindi vakti vurulmasına Fatih Sultan Mehmet döneminde başlanır. Bu gelenek istiklal fermanının Osman Gazi’ye Söğüt’teyken bir ikindi vakti ulaşmasından ileri gelir.

Minyatürlerde Mehter Ekibi (Levni)
Minyatürlerde Mehter Ekibi (Levni)

17. yüzyılda mehteran bölüğünün 300 kişiden oluştuğu bilinmektedir. Bu bölük, İstanbul’un çeşitli yerlerine bir çok mehteran ekibi oluşturur ve gün içerisinde nevbet vurup halka askeri müzik dinletirlerdi. Zamanla orduya ait mehteran ekibinden başka esnaf mehterleri de oluşur ancak bu ekipler sadece gösteri amaçlıdır sefere çıkmazlar.

Bir Varmış – Bir Yokmuş

Osmanlı’da mehterhane 1826’de II. Mahmut tarafından Yeniçeri ocağının lağvedilmesi ile birlikte kapatılır, yerine Mızıka-i Hümayun kurulur. Bu tarihten sonra tam 88 yıl nevbet vuramayan mehteran, 1914 senesinde Askeri Müze Müdürü Ahmet Muhtar Paşa’nın girişimleriyle gösteri amaçlı tekrar nevbet vurmaya başlar. I. Dünya Savaşı sırasında Enver Paşa’nın teşvikiyle kimi askeri birliklerde kısa süreli mehteran ekipleri de kurulmuştur. 1935 senesinde aslına uygun olmadığı gerekçesiyle dönemin Milli Savunma Bakanı tarafından tekrar kapatılan mehteran ekibi, daha sonra yapılan detaylı çalışmaların ardından 1952 senesinde 6 katlı tekrar olarak kurulmuştur, 1968 senesinde ise ekip 9 katlı hale getirilmiştir. Eğer kat nedir derseniz okumaya devam edelim.

Enver Paşa Döneminde Mehter Ekibi
Enver Paşa Döneminde Mehter Ekibi

Mehter Ekibinin Yapısı ve Yürüyüş Dizilişi

Mehteran ekipleri her birinde her enstrümandan birer tane bulunan katlardan oluşur. Ekipler genelde 3,5,7 ve 9 katlı olurdu. Dokuz katlı mehter ekibi, 9 rakamı eski Türk hakanları tarafından uğurlu sayıldığı için sultana özgüydü. İmparatorluğun parlak dönemlerinde bu rakam 12’ye çıkmıştır.

Mehter Ekibi Çizim
Mehter Ekibi Çizim

Mehter ekibinin yürüyüş düzeni şu şekildedir: En başta birlik komutanı çorbacıbaşı (emir-i alem), onun arkasında zırhlı muhafızı ile birlikte devleti temsil eden al sancak, arkasından yine zırhlı muhafızı ile bağımsızlığı temsil eden ak sancak ve onun da arkasından zırhlı muhafızı ile İslamiyet’i temsil eden yeşil sancak gelir. Sancaklardan sonra 3 sıra halinde 9 tuğ gelir. Bu tuğlardan en büyüğü hücum tuğudur.  Tuğlardan sonra sırada mehterbaşı vardır, ondan sonra da mehter ekibinin sazendelerinin sayısının iki katı kadar çevgen (hanendeler, ses sanatçıları) ve sonrasında da sırası ile zurnazenler, boruzenler, nakkarezenler, zilzenler ve davulzenler gelir. En arkada ise köszen gelir. Sazbaşları ve çevgenler kırmızı, diğer sazendeler mavi renkli kıyafetler giyerler.

Mehter Yürüyüşü

Mehter ekibi yürüyüşüne daima besmele ve sağ ayakla başlar. Yürüyüş yapılırken her üç adımda sağa ve sola dönülür. Bu mehter ekibinin sağa ve sola Rahimallah – Kerimallah manasına gelen selamlama yürüyüşüdür.  Yani sanıldığı gibi mehter ekibi iki adım ileri bir adım geri gitmemektedir.

Askeri Müze Mehter Ekibi
Askeri Müze Mehter Ekibi

Nevbet

Mehter takımı nevbet vurmak için hilâl şeklinde bir araya gelir. Ekibin ortasında tabbalin adı verilen davulcular (teblzenan), onların arkasında zencciyan denilen zilciler (zilzenân), davulcuların sağında çevganiyan denilen çevgancılar (çevganzenan), davulcuların solunda zurnazenan denilen zurnacılar(zurnazen), çevgancıların yanında nefiriyan denilen borazancılar (boruzenan) zurnacıların yanında da bağdaş kurarak oturan nakkarezenan denilen nakkreciler (nakkarazen) yer alırlardı.

Mehterbaşı ağa elinde bir zurna ile hilalin ortasına gelir ve ‘merhaba ey mehteraaan!’ diyerek sağ eli göğsünde hafifçe eğilip selam verirdi. Mehterlerin de aynı hareketle ‘merhaba mehterbaşı ağa!’ diyerek selamı alırlardı. Ardından mehterbaşı ‘hasduuur (aslında ‘rast dur’ yani doğru dur), nevbete salaaa!’ nidasıyla mehterleri esas duruşa geçirirdi. Bu nidanın anlamını ‘hazır ol, haydi nevbet vurmaya’ şeklinde yapabiliriz. Ardından hangi makamda fasıl yapılacaksa onun veya çalınacak marşın adını ‘der fasl-ı …’ şeklinde belirtip ‘haydi yallah!’ komutuyla nevbeti başlatırdı. Çevganzenler ellerindeki çevganlarını sağa sola, aşağı yukarı sallayarak icraya katıldıkları gibi zaman zaman ‘ala ala heey!’ diye de bağırırlardı. Nevbetler gülbank denilen dua ile son biterdi. Son olarak mehterler mehterbaşına birer birer temenna ederek (bedenle selam vererek) ayrılırlardı.

Gülbank

Allah Allah, celilü’l cebbar, muinü’s settar halıku’l leyli ve’n nehar, layezal, zülcelâl, birdir Allah anın birliğine, resul-ü enbiya peygamberimiz Cenab-ı Ahmed-i Mahmut-u Muhammed Mustafa al-i evladı-ı resulü müçtebi imdadı-ı ruhaniyetine; bir cümle alem-i İslam’ın sıhhatü selametine, ordularımızın devamı muzafferiyetine, aziz devletimizin beka-ü temadüsüne üçler, yediler, kırklar, göçenler demine devranına hu diyelim…

Huuu

Eli kan kılıcı kan, sinesi üryan, ciğeri püryan, meydan-ı şahadette Allah yoluna revan, kahrımız, gazabımız düşmana ziyan! Adüvden korkmadık korkmayız hiçbir zaman Kuran’da zafer va-ad ediyor Hazreti Yezdan. Uğrun açık olsun ey Serdarı Mücahid, Hüda kılıcını keskin etsin. Ömrünü gün gibi bedid! Fahri âlemi hoşnut etsin. Hak, gaza-i ekberin etsin mübarek ve sait. 

Nasrünminallahi ve fethün karib. Ve beşşiri’l müminin.
Ya Muhammed
Allah Allah
Yektir Allah, yektir Allah, yektir Allah
İllallah

Marşlar

Günümüze gelen mehter marşlarının bir çoğu 19. ve 20. yüzyıla ait parçalar olmakla birlikte, bilinen en eski parçalar 16. yüzyıla aittir. Sadece ‘hücum marşı’nın daha da eskilerden kaldığına inanılmaktadır.

TSK Mehteran Birliği Hücum Marşı ve Gülbank

Mehter Ekibinin Kullandığı Enstrümanlar

Mehter ekibi kullanılan enstrümanlar nefesliler ve vurmalılar olarak iki ayrı gruptan meydana gelir. Bu enstrümanlardan bazıları günümüz ekiplerinde artık kullanılmamaktadır.

Mehter Ekibi Çizim
Mehter Ekibi Çizim
Vurmalılar:
  • Kös: Bakır, büyük bir kasenin üzerine gerilen deriden enstrüman tahta tokmak ile çalınırdı. Mehterin en büyük ve savaşlarda en önemli enstrümanıdır. Boyutuna göre at kösü, deve kösü ve fil kösü gibi çeşitleri vardır. Osmanlı’nın Çaldıran seferine 500 kös ile gittiği bilinmektedir. Çalana köszen denir.
  • Davul: Tabl, tavıl, tabı ve kövürge gibi isimleri vardır. İcra edenin ismi davulzendir.
  • Nakkare: Kösün çok küçük boyutlu halidir. Eskiden yerde bağdaş kurularak çalınırdı. İcra eden nakkarezendir. Nakkarezen nakkareyi günümüzde göğsüne dayalı olarak çalar.
  • Tabılbaz: Büyük nakkaredir, at eğerine bağlanarak çalınırdı. Günümüz mehterinde kullanılmamaktadır.
  • Def: Esnaf mehterlerinde kullanılmaktaydı. Askeri mehterde yeri yoktur.
  • Zil: Bakır ve kalay karışımının dövülerek meydana getirdiği iki tam dairenin birbirine vurularak çalındığı enstrümandır. Çalan zilzendir.
  • Çevgen: Pirinçten yapılmış bir hilalin etrafına tutturulmuş çıngıraklardan oluşur. Uzunca sapından tutularak çalınır. Çalana cevgani denir.
Nefesliler:
  • Zurna: Ağaçtan yapılmış, altı geniş üstü dar bir borudur. Ucuna kamış sipsi takılırak çalınır. Çalana verilen isim zurnazendir.
  • Boru: Borı, borgay olarak diğer isimleridir. Burgu kökünden gelir. Eskiden ağaçtan yapılırken, sonradan bakır veya pirinç levhaların bükülmesiyle yapılmaya başlanmıştır. Asıl icraya katılmazlar, belli perdeleri gösterir ya da dem tutarlar. İcra edene verilen isim boruzendir.
  • Kerrenay: Pirinç ve gümüşten yapılan bas sesli bir borudur. IV. Murat’ın Revan Seferi sırasında mehtere girmiştir ama uzun soluklu olamamıştır.
  • Mehter düdüğü: Şekli ve yapısı hakkında bilgi bulunmamaktadır. Artık kullanılmamaktadır.
  • Klarnet: Enver Paşa’nın kurdurttuğu mehter ekiplerinde kullanılmıştır. Sesi yeterli olmadığı için çok uzun süreli kullanılamamıştır.

Yorumları göster.

Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar