fbpx
Boğaziçi Yüzme Yarışı

Boğaziçi deyince aklımıza İstanbul Boğazı geliyor ilk olarak. Bir yere kadar doğru olsa da aslında bu bir yanılgı. Boğaziçi aslında İstanbul Boğazı’na ve bu boğazın kıyılarındaki yerleşim yerlerinin bütününe verilen bir isimdir, bir muhiti temsil eder. Tek yazıda, tüm Boğaziçi’ni anlatmaya çalışmak da haliyle imkansız olduğu için biz sadece genel hatlarından, İstanbul Boğazı’ndan bahsedelim.

Boğaziçi Semtleri

Her ne kadar fiziki Boğaziçi İstanbul Boğazı kıyısındaki tüm ilçeleri kapsasa da, kültürel Boğaziçi Beyoğlu ve Fatih ilçelerini kapsamaz. Bu haliyle, kültürel Boğaziçi Avrupa yakasında Beşiktaş ve Sarıyer, Anadolu yakasında da Üsküdar ve Beykoz ilçelerinin sahil kesimlerini kaplıyor genel hatları ile.

Boğaziçi'nde Yelken Yarışı
Boğaziçi’nde Yelken Yarışı

Avrupa yakasında Beşiktaş’tan başlayarak semtleri şöyle listeleyebiliriz: Ortaköy, Kuruçeşme, Arnavutköy, Bebek, Rumelihisarı, Baltalimanı, Emirgan, İstinye, Yeniköy, Tarabya, Kireçburnu, Büyükdere, Sarıyer, Rumelikavağı, Garipçe ve Rumelifeneri.

Anadolu yakasında ise Üsküdar’dan itibaren şöyle listelemek mümkün: Üsküdar, Kuzguncuk, Beylerbeyi, Çengelköy, Vaniköy, Kandilli, Küçüksu, Anadolu Hisarı, Kanlıca, Çubuklu, Paşabahçe, Beykoz, Anadolu Kavağı ve Anadolu Feneri.

İstanbul Boğazı’nın Oluşumu

İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ile Karadeniz arasında su akışını sağlayan bir su yoludur. Bu su yolunun oluşması ancak M.Ö. 8000 ile M.Ö. 7000 yılları arasında gerçekleşmiştir. Son ve insanlığın gördüğü tek buzul çağının M.Ö. 20. binyıl civarında sona ermesinin ardından, eriyen buzulların etkisiyle Akdeniz’in suları gitgide yükselir. Yükselen bu sular su akar yatağını bulur sözünü doğru çıkarırcasına hali hazırda bir vadi şeklinde olan bugünün Boğaz’ı üzerinden kendi halinde sığ bir tatlı su gölü olan Karadeniz’e ulaşır. İstanbul Boğazı böylece oluşmuş olur.

Havadan Boğaziçi
Havadan Boğaziçi
Havadan Boğaziçi
Havadan Boğaziçi
İstanbul Boğazı’nın Fiziki Özellikleri

Boğaziçi’ni oluşturan İstanbul Boğazı’nın uzunluğu yaklaşık 31 kilometredir. Karadeniz tarafındaki girişi 3329 metre, Marmara tarafındaki girişi ise 2826 metredir. En dar yeri 700 metre ile Kandilli – Aşiyan arası iken en geniş yeri 3420 metre Büyükdere Limanı – Umuryeri arasındadır. Boğaz’ın en derin yeri Bebek ile Kandilli arasındadır ve 110 metredir. Buna karşılık en sığ yeri 13 metre ile Aşiyan önüdür. Ortalama derinlik ise yaklaşık 65 metredir.

İstanbul Boğazı’nın Akıntıları

İlk hali zaten bir tatlı su gölü olan Karadeniz günümüzde de Tuna, Don ve Dinyeper gibi büyük ırmaklarla beslenmektedir, Karadeniz’i besleyen bu suların tek çıkış yolu da İstanbul Boğazı’dır. Haliyle Karadeniz’den alçak,
Marmara’dan yüksek olan Boğaz üzerinde bir yüzey akıntısı olması
kaçınılmazdır. Bu yüzey akıntısının yanı sıra bir de dip akıntısı vardır
ki Boğaz’da, onun nedeni de bağladığı iki deniz arasındaki tuzluluk
farkıdır. Marmara Denizi Karadeniz’e göre iki kat daha fazla tuzludur. Daha yoğun olan Marmara Denizi’nin suları dipten Karadeniz’e doğru akmaktadır. Denizin altında bir ırmak olarak adlandırabileceğimiz bu akıntı eğer yeryüzünde olsaydı, dünyanın en geniş altıncı ırmağı olurdu.

Boğaziçi Yüzey Akıntısı
Boğaziçi Yüzey Akıntısı
Boğaziçi’nin Mitolojisi

Yunan mitolojisinin baş tanrısı Zeus’u ve çapkınlığını hepiniz bilirsiniz. Zeus’un aşık olduğu yüzlerce kızdan birisi de Argos (Mora yarımadasında bir Yunan şehir devleti) Kralı İnakhos’un kızı İo’dur. İo’yu fark ettiği anda peşine düşer Zeus. İşin sakıncalı kısmı İo’nun Argos şehrinde Tanrıça Hera tapınağında rahibe olmasıdır. Hera’nın, kocası Zeus’un, kendine adanmış bir tapınaktaki bir rahibeye tutulmuş olmasını anlaması çok uzun sürmez. Zeus ve İo’yu suç üstü yapmak niyetindedir. Suç üstü yapmak istediği kişi Zeus olunca başarılı olamaz elbette ama Zeus da bu sefer ucu ucuna kurtulmuştur Hera’nın hiddetinden. Baş tanrı neden korksun Hera’nın hiddetinden demeyin, nihayetinde ‘Hieros Gamos’ denilen kutsal evlilik bağı ile bağlıdır Hera’ya. Aslında Hera da doğrudan Zeus’a pek ilişmez çapkınlık yaptığında. Daha çok Zeus’un sevgililerinden ya da çocuklarından alır hıncını. Zeus ve İo ilişkisinde de böyle olur zaten.

Hera Zeus'u İo ile Yakalar
Hera Zeus’u İo ile Yakalar (Pieter Lastman)

Zeus, Hera yanlarına gelmeden az önce bir ineğe çevirir İo’yu. Hera suç üstü yapamamıştır sevgilileri ama farkındadır olan bitenim. Zeus’tan, yanında gördüğü ineği(!) kendisine hediye etmesini ister. Açıkçası, koskoca tanrı karısından bir ineği esirgeyecek değil ya? Hediye eder Zeus elbette. Hera ineği alır almaz, kendi hizmetinde bulunan yüz gözlü canavar Argos Panoptis’i bu ineğin başına gözcü olarak koyar. Panoptis her şeyi gören anlamına gelir ve bu canavar uyurken bile bir kaç gözü açık uyuyan bir canavardır. Hera’nın amacı Zeus İo’yu tekrar insana çevirirse haberdar olmaktır.

İo Kaçıyor

Zeus İo’yu kurtarabilmek için Hermes’i görevlendirir. Hermes, Zeus’un çocuklarından birisidir ve çok güzel pan flüt çalmaktadır. Hermes, Argos ve İo’nun yanına gider ve flütünü çalmaya başlar. O kadar güzel çalmaktadır ki, Argos uyuyuverir, normalde uyurken açık kalan gözleri bile dayanamaz, kapanırlar birer birer. Bunu fırsat bilen Hermes Argos’u öldürür ve İo’yu kurtarır. Ancak Zeus’un İo’yu tekrar insana çevirmesine fırsat kalmadan Hera durumdan haberdar olur. Argos’un ölümüne çok üzülür Hera, o kadar üzülür ki en önmeli özelliği olan gözlerini tavus kuşunun kuyruğuna nakşeder.

Hermes Argos'u Uyutur
Hermes Argos’u Uyutur (Abraham Bloemaert)

Daha çok hırslanan Hera bu sefer de bir at sineği takar İo’nun peşine. İo kaçmaya başlar. İnek önde at sineği arkada taaa İstanbul Boğazı’na, Boğaziçi’ne kadar gelirler… İo Boğaz’ın serin sularına atar kendini can havliyle. Yüze yüze karşıya geçer, geçerken de izini kaybettirir at sineğine. İşte o gün bugündür Boğaz’a Bosporos denir. Ne demektir peki Bosforos? Bosforos ya da Bous Poros inek geçidi anlamına gelir. ‘Bous’ inek demektir zira, ‘poros’ da geçit…

Vazo Resmi: Hermes Argos'u Öldürür
Vazo Resmi: Hermes Argos’u Öldürür

Efsane burada biter mi? Bitmez elbet… Şimdiye kadar anlattığımız kısmı için de farklı mitolojik kaynaklarda ufak tefek farklılıklar bulabilirsiniz. Ama bundan sonraki kısmı çok daha büyük farklılıklar gösteriyor. Karşınıza daha çok İo’nun Boğaziçi’ni geçtikten sonra Mısır’a gittiği ve orada Zeus’un çocuklarını doğurduğu versiyonu çıkar. Ama bir de, daha az bilinen ve İstanbul’u ilgilendiren versiyonu vardır ki o da şöyledir:

İo’dan Byzas’a

İo Anadolu yakasına geçer geçmesine ama Boğaziçi ve civarından öyle hemen gidemez zira Zeus’tan hamiledir. Doğum yapacak bir yer arar ve en uygun yer olarak Haliç’i görür. Nur topu gibi bir kız çocuğu doğurur. Adını da Keroessa koyar. Bu kız sonradan doğduğu yere yani Haliç’e ismini verecektir: Keratios. Büyüdüğünde de denizler tanrısı Poseidon ile evlenir. Bir de çocukları olur, adını Byzas koyarlar. Byzas da doğduğu yerde bir şehir kurar ve adını kurduğu bu şehre verir: Byzantium yani İstanbul.


Boğaziçi Gravürü
Boğaziçi Gravürü (William Henry Bartlett)
Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar