fbpx
Galata Köprüsü ve Aziziye Karakolu

İstanbul’un fethinden sonra harap durumdaki şehrin inşa ve onarımına başlanır. Yeni yapılar inşa edilir, mevcut yapılardan kullanılabilecek olanlar onarılır. Elbette ilk aşamada şehrin en öncelikli ihtiyaçlarına karşılık verilmeye çalışılır. İstanbul ile Galata’yı birbirine bağlayacak Galata Köprüsü gibi yapılar öncelik sıralamasına giremezler ve sonraki dönemlere bırakılır. Fatih’in ardından tahta geçen Sultan II. Beyazid’in zamanında bir ara gündeme alınır Galata Köprüsü projesi ancak pek de cesaret edilemez. Hatta o zamanlar Leonardo Da Vinci Sultan Beyazid’e aşağıdaki mektubu yazmıştır:

Leonardo Da Vinci ve İstanbul

“Ben kulunuz şöyle işittim ki: İstanbul’dan Galata’ya bir köprü yapmak kastetmişsiz. Ama bilir adem bulunmadığı sebepten yapmamışsız. Ben kulunuz bilirim. Bir yay gibi pek yüksek kaldırırım ki, hiç kimse üzerinden yüksek olduğundan geçmeye razı olmaya. Ama bir fikr eyledim ki bir çatma idem andan sonra suyu çıkaram ve kazıklar koyam. Şöyle idem ki aşağıdan hemen yelkenleri ile bir gemi çıka. Bu sözlerimi inşallah gerçek bilesiz ve ben kulunuzu daim hizmetinizde bilip buyurasız. Bu mektup Temmuz ayının [1503] üçünde yazılmıştır”

Mektubun orijinali Topkapı Sarayı arşivindedir. Mektupta 3 farklı projeden daha bahsedilmektedir. Biz sadece köprü ile alakalı olan kısmını aldık.

Leonardo’nun teklifi de rağbet görmez; ne dönem Fatih’in dönemidir artık, ne de Leonardo dünyanın tanıdığı Leonardo’dur henüz.

Leonardo Da Vinci'nin Galata Köprüsü Projesi
Leonardo Da Vinci’nin Galata Köprüsü Projesi

Aradan yüzyıllar geçer. Tüm dünya ile ticari ilişkiler artmış, özellikle Galata bu ticaretin ve hatta para piyasasının da merkezi haline gelmiştir. İstanbul dışında yerleşim de günbegün artmaktadır. Hatta saray halkı bile artık Boğaz kıyısındaki sarayları daha çok tercih eder olmuşlardır. Avrupa’dan ithal edilen atlı arabalar da daha yoğun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Artık köprü bir ihtiyaçtır. O kadar ki, Galata esnafı köprü yapılırsa geçiş ücreti ödeye bile razı olduklarını söylerler.

İlk Galata Köprüsü ya da Cisr-i Cedid

Her ne kadar daha önce Unkapanı ile Azapkapı arasında Sultan II. Mahmud zamanında yapılmış Hayratiye ya da Mahmudiye adından bir köprü olsa da, o köprünün hem ticaret merkezine görece uzak olmasından, hem de artık yetersiz kalmasından dolayı Sultan Abdülmecid tarafından irade buyrularak Karaköy ile Gümrük Emini arasına yeni bir köprü yapılmasına karar verilmiştir.

Valide Sultan Yanılgısı

Burada bir çok kaynağın yaşadığı bir yanılgı vardır. Köprünün Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırıldığı yazılmaktadır bir çok yerde ancak dönemin kaynakları incelendiğinde köprünün yapılması ile Valide Sultan’ın bir alakası olmadığı anlaşılmaktadır. Bu yanılgı yeni yapılan köprüye kalk tarafından Valide Köprüsü denmesinden ileri gelmektedir. Valide Köprüsü ismi ise köprünün isimlerinden birisidir. Mesela köprü Karaköy Köprüsü diye de anılmaktadır zira Karaköy ile Valide Camii (Yeni Camii) semtlerini bağlamaktadır. İnsanlar, Karaköy Köprüsü gibi, Valide Camii Köprüsü demek yerine biraz daha kısaltarak Valide Köprüsü demeye başlamış olmalılar.

Şinasi’nin Şiiri

Köprünün açıldığı gün Karaköy tarafındaki girişine koyulan tak üzerine yazılan, şair Şinasi’nin sekiz beyitlik şiiri hem köprünün yapım tarihini, hem de köprüyü kimin yaptırdığını açıkça belirtmektedir:

Dâver-i deryâ-atâ Sultân- İskender-siyer / Padişâh-i rûzgâr ü sâye-i Rabb-i mecîd

Eyler icrâ âleme mâ-i zülâl-i âtıfet / Reşhâ-i ihsânına bahr-i muhît olmaz nedîd

Ahd-i pür-adlinde câri sû-be-sû âb-ı sürûr / Zevk u behçetle geçer eyyâmı ayn-i rûz-i îd

Feyz-i adli cümle-i mülkü ihâtâ eyledi / Âb ü tâb-ı şevketi oldu mezîd-ender-mezîd

Tarz-ı vâlâ köprü inşâ kıldı rû-yi lücceye / Yani ihdâs eyledi Tersâne’ye bâb-ül hadîd

Ol Şeh-i deryâ-dil ü kulzüm-nevâlin ömrünü / Nûh mânend eyleye efzûn Mevlâ-yi vahîd

Cisr-i dil-cû yaptı bahre Pâdişâh-i yem-şiyem / Aktı kilkimden Şinâsî siyyemâ düm mısraım

Cisr-i âlî yaptı Şeh Abdülmecîd-i Cem-haşem / Yaptı Hân Abdülmecid-i yem-himem cisr-i cedîd

Şinasi

Şinasi’nin şiirinde her bir beyit ebcet hesabına göre 1261 tarihini verir ki bu da hicri takvimde yeni köprünün yani Cisr-i Cedid’in yapıldığı tarihi verir. Bu da miladi takvime göre 1845 tarihine işaret eder. Son beyitte köprünün adı ve kimin tarafından yaptırıldığı açık bir şekilde yazmaktadır.

Yapımı tersane tarafından tarafından gerçekleştirilen köprü kendisinden önce yapılan Hayratiye Köprüsü (sonradan Cisr-i Atik) köprüsüne benzemekle, sallar üzerine kurulu olan Hayratiye Köprüsü’nden farklı olarak dubalar üzerine yapılmıştır. Toplam uzunluğu yaklaşık 500 metre olan bu ahşap köprünün iki başında altından gemilerin geçebilmesi için boşluklar vardır ama ayrıca büyük gemilerin geçebilmesi için de mekanizması elle çalışır şekilde açılabiliyordu. Açılışını takiben 3 gün ücretsiz olan köprüden daha sonra şu ücretler alınmıştır:

Kişi başı: 5 para
Yüklü hammal: 10 para
Boş yük hayvanı: 20 para
Yüklü yük hayvanı: 40 para
Boş yük arabası: 100 para
Yüklü yük arabası: 200 para
Koyun/kuzu/keçi vs: 3 para

İkinci Galata Köprüsü

İlk köprü 1853 tarihinde bir tamirat görür ama ahşap olmasından dolayı çok çabuk yıprandığı için 1863 yılında, Kaptan-ı Derya Ateş Mehmet Paşa tarafından yine ahşap malzemeden olmak üzere tersanede ikinci köprü inşa edilir. Köprünün bu dönemde yapılmış olmasında o sene ilki düzenlenen milli sergi ‘Sergi- Umumi Osmani’nin ve Fransız İmparatoru III. Napoleon’un İstanbul’u ziyaret edecek olması ihtimalinin de etkisi vardır elbet. İkinci köprü yaklaşık 504 metre boyunda ve ilkinden biraz daha geniş olacak şekilde 14 metre genişliğinde yapılır. Bu köprüde de yine küçük gemilerin köprünün altından geçebilmesi için 5 metre yüksekliğinde geçiş gözleri bulunur. İlk köprüden farklı olarak bu köprüye vapurların yanaşabileceği iskeleler de eklenir.

Üçüncü Galata Köprüsü

Bu köprünün ömrü fazla uzun olmaz. 1860’ların sonlarına doğru, yine Sultan Abdülaziz dönemi bu sefer daha sağlam olması için demir bir köprünün yapımına karar verilir. 1869’da “Forges et Chantiers de la Mediteranée”  isimli Fransız şirketiyle köprünün yapımı için anlaşma imzalanır. Köprünün yapımı işini alabilmek için İngilizler de çok uğraşırlar ama onlara Galata Köprüsü’nün inşaatı Fransızlara verilince Unkapanı – Azapkapı Köprüsü işi İngilizlere verilir.

Üçüncü Galata Köprüsü
Üçüncü Galata Köprüsü

Fransız şirketinin yaptığı köprünün yetersiz kalacağı düşünüldüğünden değişiklik yapılarak son anda bir değişiklik yapılarak Unkapanı – Azapkapı arasında İngiliz “Wells and Taylor” şirketi tarafından yapılmakta olan köprünün Galata’ya yapılmasına, Fransızların köprüsünün de Unkapanı – Azapkapı arasına alınmasına karar verilir. Ancak bir problem vardır. Unkapanı köprüsü Galata için kısadır. Hazırlanan köprü uzatılır, yine kısa kalır, yine uzatılır. Bu sefer ölçüm hatası nedeniyle uzun olduğu anlaşılır ancak kısaltmak da köprünün statiği için tehlikeli olacaktır. Bu yüzden köprü yükseltilerek bir çözüm bulunur. Yeni köprünün montesi yapılırken de eski köprüden bir kısım sökülür, yerine yeni köprünün biten parçası eklenir. İki köprü arasındaki farktan dolayı oluşan boşluktan insanların geçebilmesi için araya tahtalar koyulur. Dönemin gazetesi Tanin’de bu durum şöyle anlatılır:

Duba gayet dar, inişli yokuşlu bir iskele ile birleştirilmiş. Bu gayet tehlikeli. İskele üzerinde iki zıt cereyan, halk birbirini itiyor, ayağı kayanın denize gitmesi işten bile değil. Şimdiye kadar hiç bir kaza havadisi de gelmemiş olmasına nazaran İstanbul halkının bu becerikliliği cidden şayanı takdirdir.

Tanin

İşin ilginç tarafı, İngilizler tarafından yapılan köprü, yetersiz görülen Fransızların köprüsünden 4 metre daha dardır. Ayrıca vapur iskelelerinin yapımı unutulmuştur. Eski köprüden parçalar sökülerek bu köprüye eklenir ve iskele olarak kullanılır. Anlaşılan yetersizlik bahane edilmiş, köprü siyasete alet edilmiştir. Üçünü Galata Köprüsü’nün açılışı Osmanlı – Rus Savaşı, Abdülaziz’in tahtan indirilmesi gibi olaylar devreye girdiği için ancak Sultan Abdülhamit’in ilk saltanat yılı içerisinde yapılır.

Galata Köprüsü
Galata Köprüsü

Dördüncü Galata Köprüsü

19. yüzyılın sonlarında şehir içi ulaşım için vazgeçilmez haline gelen tramvayların, İstanbul ile Galata’yı birbirine bağlaması gündeme gelince mevcut Galata Köprüsü yine yetersiz görülür. Yeni bir köprü yapmak için Alman MAN şirketiyle 18 Şubat 1907’de sözleşme imzalanır. Yapılacak yeni köprü çağın gerekli yapı teknolojine uygun olarak ve tramvayları taşıyabilecek şekilde çelik kullanılarak yapılacaktır. Sözleşme tarihinden beş sene sonra 1912’de tamamlanır yeni köprü ve 27 Nisan 1912 hizmete açılır. Tam 466 metredir ve genişliği ise 25 metredir. Şimdiye kadar Haliç’te kurulan ve kullanılan köprülerin en uzun ömürlüsü olur ve aslına bakarsanız Galata Köprüsü denilince ilk akla gelen, ‘Tarihi Galata Köprüsü’ denilen köprü budur. Edebiyatımızda ve alt katındaki mekanları ile İstanbul sosyal hayatında derin izler bırakmıştır. Sebebi bilinmeyen bir şekilde 16 Mayıs 1992 tarihinde yanana kadar aralıksız 80 sene İstanbul’a hizmet etmiştir. Ancak her güzelin bir kusuru vardır, duba aralıkları çok dar olduğu için su sirkülasyonunu azalttığı için Haliç’in kirlenmesinin başlıca sebeplerinden birisi de olmuştur bu köprü.

Tarihi Galata Köprüsü
Tarihi Galata Köprüsü

Günümüze dek Haliç’te kurulan köprülerin en uzun ömürlüsü olan bu köprü, duba araları çok dar olması nedeniyle su akışını engelleyerek Haliç’in kirlenmesine sebep olmuştur.

Tarihi Galata Köprüsü yandıktan sonra onarılarak Hasköy – Ayvansaray arasına koyulur ve 2002-2016 yılları arasında aktif olarak kullanılır. Ancak yolcu vapurlarının Eyüp tarafına geçememesi neden olduğunda ve bulunduğu yerden sonraki kısım için Haliç’i kirletmeye devam ediyor olmasından dolayı 2012’de orta kısmı ayrılır ve köprü kullanım dışı kalır. 2016 yılında ise bulunduğu yerden kaldırılarak, bakımdan geçirilmek üzere tersaneye gönderilir. Sonrasında nasıl kullanılacağına dair bir açıklama yapılmamıştır.

Tarihi Galata Köprüsü'nün Sökülmüş Hali
Tarihi Galata Köprüsü’nün Sökülmüş Hali

Son Galata Köprüsü

Tarihi Galata Köprüsü’nün Haliç’in kirlenmesine doğrudan etkisinin olduğunun ve artık yavaş yavaş yetersiz kaldığının görülmesini takiben, yaşı da düşünülerek, kazıklar üzerine oturtulacak yeni bir köprü yapımı için, daha mevcut köprü yanmadan, 1980’lerin sonlarında STFA-THYSSEN Konsorsiyumu ile sözleşme imzalanır. Bu yeni köprü, eski köprünün yanmasının üzerinden henüz bir ay geçmeden, dönemin başbakanı Süleyman Demirel’in tarafından 12 Haziran 1992 hizmete açılır.  Günümüzde ulaşım amaçlı kullanımın dışında köprünün alt kısmı barındırdığı lokantalarla farklı bir İstanbul manzarasına karşı bir şeyler yemek isteyenlerin,  üst kısmı ise balık tutmayı sevenlerin uğrak mekanıdır.

Son Galata Köprüsü
Son Galata Köprüsü

Beşinci ve son Galata Köprüsü 490 metre uzunluğunda ve 42 metre genişliğindedir. Her iki yönde dörder şeritlik yol olacak ve ortasındaki 80 metrelik kısmı açılır kapanır şekilde yapılmış baskül tipte bir köprüdür. Üstünden tramvay hattının geçirilmesi için her iki yönden birer şerit tramvaya hattına ayrılmıştır.

Köprü üzerine tramvay hattı yapılacak şekilde tasarlanmadığı için yapılan hat köprünün açılıp kapanmasını sıkıntılı hale getirmiştir. Köprü açılıp kapandıktan sonra tramvay rayları birbirine denk gelmemektedir. O nedenle zorunlu haller dışında köprü açılmaz, açıldığında da kapanması saatler sürer.

Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar