fbpx

İstanbul kışlarının vazgeçilmez geleneklerinden birisidir boza. Ve boza denilince akla ilk Vefa Bozacısı gelir. Bu ikisi o kadar özdeşleşmişler ki birbirleri ile artık Vefa deyince boza, boza deyince Vefa geliyor aklımıza…

Balkanlardan Göç

Vefa Bozacısı’nın hikayesi 1870 senesinde günümüzde Kosova sınırlarında kalan Prizren’de başlar. O yıllar Osmanlı hakimiyetindeki Balkanlar milliyetçilik akımının etkisi ile karışmış durumda. Daha sonra Balkan Savaşları ile doruk noktasına çıkacak olan bu karışıklıklar Balkanlar’dan İstanbul’a giderek artan bir göç başlatır. Prizrenli Arnavut Sadık da İstanbul’a göçenlerden. Genç Sadık 1870 yılında İstanbul’a geldiğinde ekmeğini kazanmak için sokaklarda o dönemin revaçta içeceklerinden bozayı satmaya başlar. İşleri de fena gitmemektedir. Ancak ticari zekası yüksek olan Sadık sattığı üründe bir fark yaratmak ister. Yıllardır yaptığı satışlar sırasında gözlemler yapmaktadır ve neler yapacağına da karar verir. Ama düşündüklerini hayata geçirebilmek için bir dükkana ihtiyacı vardır. Aradığı dükkanı zamanının gözde semti Vefa’da bulur genç Sadık.

Hacı Sadık Efendi
Hacı Sadık Efendi

Vefa’da Dükkan

1876 yılının Eylül ayında Vefa’da dükkanını açan Sadık, planladığı değişiklikleri de yapmaya başlar. Geleneksel boza daha sulu, hemen hemen ayran kıvamında ve ahşap fıçılarda hazırlanıp, muhafaza edildiği için kötü kokan bir içecektir. Önce kıvamını daha koyu hale getirir bozanın. Ardından da kokusunu iyileştirebilmek için ahşap fıçılardan vazgeçer ve mermer küpler kullanır. Böylece hem kötü kokulardan arındırır bozayı hem de daha uzun dayanabilmesini sağlar.

Vefa Bozacısı
Vefa Bozacısı

İşleri iyidir. Daha sonra, işlere yetişemeyince bitişiğindeki dükkanı da kiralar. Hala Prizren‘de olan kardeşi İbrahim’i de İstanbul’a çağırır. İki kardeş sırt sırta verip çalışmaya başlarlar. Ayrıca kiraladıkları dükkanları da öyle kendi haline bırakmazlar, dekorasyonuna da önem verirler. Leblebi ve tarçın kavanozları, çeşit çeşit kepçeler ve bardaklarla göze hoş gelen bir ortam oluştururlar. Bozanın lezzetini değiştiren mermer küpler de estetik açıdan dükkanı olumlu etkiler.

Vefa Bozacısı Mermer Küp
Vefa Bozacısı Mermer Küp

Yeni Ürünler

Sadık ve İbrahim kardeşlerin Vefa’da açtıkları dükkanın da ünü bozalarının ünü gibi hızlı bir şekilde yayılır İstanbul’da. Vefa gibi muteber bir semtte açılan dükkanın müdavimleri de muteber insanlardır haliyle. Onlardan birisi de Osmanlı Saray’ı ile içli dışlı olan, darphanenin başındaki Sikkezenbaşı Hattat Abdülfettah Efendi’dir. Saraydan aşina olduğu içecekleri Sadık’a tarif eder. Boza genel itibariyle bir kış içeceği olarak kabul gördüğü için dükkanın yazın da iş yapmasını isteyen Sadık, Abdülfettah Efendi’den öğrendiği tariflerle birlikte bozanın yanı sıra şıra, limonata, şerbetler, dondurma ve salep de satmaya başlar…

Vefa Bozacısı Dükkan
Vefa Bozacısı Dükkan

1918 Yangını

1918 yangını Vefa Bozacısı için bir dönüm noktası olur. Bu tarihte çıkan ve Fatih’in neredeyse tamamını saran ve 7500 binayı etkileyen, bir çoğunu yerle bir eden ‘Fatih Yangını’ Sadık ve İbrahim Efendileri derinden etkiler. Günümüzde Teyyare Apartmanları olarak bilinen ‘Harikzedegn (Yangınzede) Apartmanları’ bu yangından sonra inşa edilmiştir. Sadık ve İbrahim kardeşlerin dükkanlarının olduğu semt yerle bir olmuştur. Dükkanı kapatıp, işten çıkmayı dahi düşünürler. Ancak Hacı Sadık Efendi’nin tam da o sıralar Suriye cephesinden dönen oğlu İsmail Bey babası ve amcasını ikna ederek işin devamını sağlar. Bu durum günümüzde dördüncü kuşağın işin başında olduğu işletmenin nesilden nesile geçeceğinin habercisidir.

1918 Fatih Yangını
1918 Fatih Yangını
Vefa Bozacısı ve Atatürk

Rivayet şöyle ki, Hacı Sadık Efendi’nin oğlu İsmail Vefa Bey’in Atatürk İstanbul’da olduğu sürece her cumartesi Dolmbahçe Sarayı’nda onu ziyaret etmek gibi bir adeti varmış. Atatürk, orada bulunan kolorduyu denetlemek için Çorlu’ya gittiği bir gün, dönüş yolunda Vefa Bozacısı’na iade-i ziyaret amaçlı uğrar. Gelmişken de bir bardak boza içer. Atatürk’ün boza içtiği bardak hala Vefa’daki dükkanda cam bir fanus içerisinde ‘1937, Pazartesi 4, 2. Kanun, saat 18’ (4 Ocak 1937 Pazartesi, saat 18:00) notu ile sergilenmektedir.

Vefa Bozacısı Atatürk Bardağı
Vefa Bozacısı Atatürk Bardağı (1937, Pazartesi 2. Kanun Saat 18)
Günümüzde Vefa Bozacısı

Vefa Bozacısının günümüzde de Vefa semtinde, ilk kurulduğu yer olan Vefa Caddesi numara 66’da faaliyet göstermektedir. Fabrikası Çorlu’dadır. Şirketin başında, soyadı kanunu ile Vefa soyadını alan ailenin dördüncü neslinden Sadık Vefa bulunmaktadır. Tek dükkan da yine ilk kurulduğu yerdedir. Bir ara Sirkeci’de bir şube açıldıysa da bu uzun soluklu olmamıştır. Vefa Bozacısı Çorlu’daki fabrikasında ürettiği ürünleri günümüzde tüm Türkiye ve hatta yurt dışına satmaktadır.

Vefa Bozacısı
Vefa Bozacısı

Boza Nedir?

Boza bilinen en eski Türk içeceklerinden birisidir. Ortaasya’dan, Avrupa’da Osmanlı’nın eriştiği topraklara kadar yayılan geniş bir coğrafyada üretilir ve tüketilir. Bozanın ham maddeleri darı (mısır anlamındaki darı değil, darı bitkisi) su ve şekerdir. Ancak kimi bölgelerde mısır, arpa, çavdar, yulaf, buğday ve kara buğday buğday gibi tahıllardan da üretim sürecine girmektedir.

Vefa Bozacısı Tabela
Vefa Bozacısı Tabela

Bozanın Yapılışı

İrmik haline getirilen darı suyla karıştırılarak bir buçuk saat kadar kazanlarda yüksek ısı ile kaynar. Kaynama sonrası hamur halinde bulunan karışım soğumak üzere teknelerde bekler ve bu sürede daha koyu bir hal alır. Soğuma süreci bitince hamur, su ile birlikte yüksek devirde karıştırılarak koyu boza kıvamına ulaşır. Sonrasında, bu koyu boza ince bir süzgeçten geçirilerek ham boza haline gelir. Yüzde 20 oranında şeker ilavesi ile birlikte nihai karışım mayalanma için beklemeye bırakılır. Üzerinde hava kabarcıklar oluştuğunda servise hazırdır. Sadece tüketilebileceği gibi leblebi ve tarçın ile birlikte de tüketilebilir.

Besin Olarak Boza

Boza B1, B2, B3, B6 ve B12 vitaminleri ile laktik asit açısından zengindir. Gluten içermez. Bozanın %2,4’ü protein, %6,8’i lif ve sadece %0,2’si yağdır. Hazmettirici ve süt yapıcı özelliği vardır. Ayrıca antimikrobiyel özelliğinden dolayı Kolera hastalığı tedavisinde boğaz enfeksiyonlarında ve bağırsak düzenleyici olarak son derece etkilidir.

Bir not: Velimeşe Bozası

Bozası ile ünlü olan tek yer Vefa Bozacısı değildir. Tekirdağ’ın Ergene ilçesine bağlı Velimeşe köyünün bozası da nam salmıştır. Vefa Bozacısı’nda, Hacı Sadık Bey’in yaptığını, Velimeşe’de Üzeyir Çavuş yapar ve Balkanlar’dan göçüp, yerleştiği köyde boza üretip satmaya başlamıştır. Velimeşe bozasında hammadde olarak fazladan mısır unu da vardır. Ayrıca Velimeşe’de üretilen 30 çeşit boza vardır. Mesela çilekli, frambuazlı ve çikolatalı…

Velimeşe Bozası
Velimeşe Bozası


Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar