fbpx
Atina Monastraki Meydani

Atina’nın ve aslına bakarsanız tüm Yunanistan’ın en önemli kilisesi: Atina Metropol Katedrali Bu katedralde ve çevresinde biz İstanbul severleri alakadar eden bazı detaylar mevcut, biraz onlardan bahsedeyim istedim. Haydi başlayalım, Atina – İstanbul arasında gidip gelmeye…

Plaka – Adrianou Caddesi

Atina’ya turistik amaçla gidenlerin mutlaka uğradıkları bir bölge vardır: Plaka. Sıra sıra hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu bu bölge hemen hemen Hadrian Kemeri ile başlar ve Monastraki Meydanı ile birlikte biter. Bu şekilde bir rota belirlerseniz kendinize muhtemelen Adrianou Caddesi boyunca ilerlersiniz ve yürürken ilginizi çekebilecek bir yapıyla karşılaşırsınız. Kapısında çok dikkat çekmeyen bir şekilde, Yunancasının hemen altında İngilizce olarak ‘The Oldest House in Athens’ yazar. Yani Atina’daki en eski ev. Bu eve şöyle biraz dikkatle bakarsanız, cumbasıyla, avlusuyla, sofasıyla kullanım alanları açısından klasik bir Osmanlı evine benzer ancak kagirdir. Yunanlıların deyimiyle tipik bir ‘konaki’dir. Restore edilmiş mevcut hali Atina’nın önemli ailelerinden Benizelos ailesi için 18. yy’ın ilk yarısında yaptırılmıştır ancak daha önce aynı yerde tarihi 16. yy’a kadar uzanan, yine aynı aileye ait iki farklı bina daha varmış. Şimdi gelelim günümüzde müze olan bu Benizelos Konağı’nın İstanbul ile ilişiklisine.

Benizelos Ailesi

Benizelos Ailesi 16. yy’da Atina’nın en zengin ve önde gelen ailelerinden. Aileden Angelo ve Syrigi Benizelos’un uzun yıllar çocukları olmaz. Nihayetinde 1522 senesinde bir kız çocukları olur ve adını Revoula koyarlar. Çocuk yaşta evlendirilir Revoula, 17’sinde de dul kalır. Evliliği boyunca kötü muamele görür. Eşinin ölümünden sonra ailesi tekrar evlenmesini ister ama Revoula tekrar evlenmek yerine evde kalıp kendisini ibadete adar. Oldukça varlıklı olduğu için hayır işleri ile uğraşır. 1549 yılında ailesinin ölümüyle birlikte Aziz Andrew adına bir kadınlar manastırı kurar, oraya yerleşir ve Philothei adını alır.

Azize Philothei

Evsiz kadınlara barınak sağlar ve önemli aktivitelerinden birisi Osmanlı tarafından köle olarak alınan Yunan kadınları satın alarak özgürlüklerine kavuşturmak olur. Topkapı Sarayı’nda Harem’e giren dört Yunan cariyenin kaçmasına yardımcı olması ise Osmanlı açısından bardağı taşıran son damla olur. Yunan kaynaklarının iddialarına göre önce dövülür, sonra hapse atılır. Ancak yakın çevresi tarafından kefaleti ödenerek hapisten çıkarılır. Eylemlerine devam etmesi üzerine 3 Ekim 1588’de manastırına gelen dört asker tarafından tekrar dövülür, bu olaydan sonra yaklaşık 3,5 ay ölüm döşeğinde yatan Philothei 19 Şubat 1589’da vefat eder. Ölümünden birkaç sene sonra Rum Ortodoks Patrikhanesi tarafından azize ilan edilir ve yortusu ölüm günü olan 19 Şubat olarak kabul edilir. Atina’nın, kadınların ve hayır işlerinin azizesi olarak kabul görür.

Azize Philothei’nin ailesine ait olan Benizelos Konağı’nın hemen karşısındaki sokaktan Adrianou Caddesi’ni terk ederseniz önünüze bir meydan çıkar. Bu meydanda geliş yönünüze göre önce sizi küçük bir kilise karşılar. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen ama 12. ya da 13. yy’dan kalma olduğu düşünülen bu küçük kilise günümüzde Küçük Metropol Kilisesi olarak bilinse de ilk yapıldığı yıllarda ‘Dilekleri hemen yerine getiren Meryem Ana’ anlamına gelen Panagia Gorgoepikoos adındaydmış. 19. yy’da bir süre kütüphane olarak kullanıldıktan sonra tekrar kiliseye çevrilirken bu sefer Aziz Eleftherios’a adanmıştır. Bu küçük kilise meydana geldiğinizde hemen dikkatinizi çekmez zira hemen yanında Atina’nın ve hatta tüm Yunanistan’ın en büyük kilisesi olan Metropol Katedrali bulunmaktadır.

Atina Metropol Katedrali

Atina Metropol Katedrali, Atina başpiskoposluk kilisesi olduğu için bu isimle anılır ama aslına bakarsanız Hz. İsa’nın doğumunun Cebrail tarafından Hz. Meryem’e müjdelendiği ana adanmıştır. Katedralin tam isminin Yunancası şu şekildedir: ‘Katedrikos Naos Evangelismu Tis Teotoku’ Katedralin İnşaatına 1842’de başlanmış ve 20 senelik zorlu bir çalışmadan sonra 1862 senesinde tamamlanmış ve ibadete açılmıştır.

Bu katedralin içerisinde iki adet lahit bulunur. Bu lahitlerden ilki, az önce kendisinden bahsettiğimiz Azize Philothei’ye aittir. Gümüş kaplama lahtin üzerinde Azize Philotei’nin hayatından sahnelere yer verilmiştir.

Patrik V. Gregorios

Katedrali’in içerisindeki ikinci lahit ise bizim İstanbul – Atina arasında gidip gelmemize neden olan başka bir detay; Osmanlı tarafından idam edilen Patrik V. Gregorios’a ait. Mora ve Eflak isyanlarında parmağı olduğu düşünülen V. Gregorios Paskalya gecesinde, 22 Nisan 1821 tarihinde iki metropolitiyle beraber idam edilerek Fener Rum Patrikhanesi’nin bahçe kapısına asılır. İdam emrini veren henüz bir aylık sadrazam olan Benderli Ali Paşa’dır. Benderli Ali Paşa, kendisinden önceki sadrazam Yunan isyanı nedeniyle azledilince 26 Mart 1821’de sadrazam olarak atanmış, verdiği idam kararı nedeniyle azledilerek Kıbrıs’a sürülmüş ve 30 Nisan 1821’de orada idam edilmiştir. Padişah emri ile idam edilen son Osmanlı sadrazamıdır. Fener Rum Patrikhanesi’nin bulunduğu sokağın adı uzun Yıllar ‘Sadrazam Ali Paşa Caddesi’ olarak kaldıysa da 1995 yılında alınan kararla, Yunanistan’da bağımsız milletvekilliği yapmış, Batı Trakya Türklerinin sorunlarını dile getirmiş ve şaibeli bir trafik kazasında yaşamını yitirmiş Dr. Sadık Ahmet’in ismi verilerek ‘Dr. Sadık Ahmet Caddesi’ adını almıştır.

İdam edilen Patrik V. Gregorios’un bedeni iki gün Patrikhane’nin kapısında asılı kaldıktan sonra deniz yoluyla, kaçırılarak Atina’ya getirilir. Daha sonra aziz ilan edilen Patrik’in lahdi, sonradan inşa edilen Atina Metropol Katedrali’ne yerleştirilir. Lahdin hemen üstündeki gümüş kaplama freskoda Patrik’in Patrikhane Kapısı’na hali resmedilmiştir.

XI. Konstantin

Katedral ve çevresinde İstanbul ile alakalı detaylardan birisi de Katedral’in hemen önünde bulunan ve adını katedralden alan ‘Metropol Meydanı’nda bulunur. Meydanın tam katedralin karşısına düşen tarafında, duvar dibinde, kıyıda köşede bir heykel vardır; XI. Konstantin Heykeli. Birçoğunuza tanıdık gelen bu isim son Doğu Roma İmparatoru’dur. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u kuşatması sırasında tahtta bulunan XI. Konstantin Paleologos’un, fethin gerçekleştiği 29 Mayıs 1453 günü, çarpışarak öldüğü düşünülmektedir. Cenazesine ulaşılamamıştır ancak Eğrikapı yakınlarında, yüzü tanınmayacak halde bulunan bir cenazenin, ayaklarındaki erguvan rengi çizmelerden dolayı onun cenazesi olduğu tahmin edilmektedir zira erguvan rengi kıyafetler, Doğu Roma’da sadece imparator ve ailesi tarafından kullanılabilmektedir.

Umarım keyif aldığınız bir yazı olmuştur… Ve umarım İstanbul – Atina arasında gidip gidip gelirsiniz…

Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar