İstanbul’u bilinçli olarak gezmeye başladığım ilk yıllarda Balyan ismi sık sık karşıma çıkıyordu. Bir yapıyı araştırırken mimarının Balyanlar’dan birisi ya da kimi zaman bir kaçı olduğunu öğreniyordum; bir başka yapıya dönüyordum, onun mimarı da bir başka Balyan. Kimdi bu Balyanlar? kaç kişiydiler? Ne zaman yaşamışlardı, gerçekte neler yapmışlardı? Zaman zaman araştırdım da… Ama derli toplu bir şey çıkmamıştı ortaya. Mevzu bahis Dolmabahçe Sarayı olunca aklıma düştü Balyanlar yine, tam zamanıdır dedim ve sıvadım kolları.

Bali Kalfa

Kayseri kökenli Ermeni cemaatine mensup bir aile Balyanlar. Ataları ve isim babaları Bali Kalfa ya da Meremetçi (onarımcı) Bali Kalfa Kayseri’nin Derevenk köyünden İstanbul’a göçmüş. Hakkında çok bilgi yok, kayıtlarda keresteci olarak geçiyor. Ne zaman doğduğunu bilmiyoruz ama 1803’te öldüğü anlaşılıyor Bağlarbaşı Ermeni Mezarlığı‘ndaki mezarının kitabesinden. Filor Hatun ile evlenip 4 çocuğun babası olmuş: Krikor, Bedros, Senekerim, Chichilia. Bizim hikayemiz bir kıyısından Senekerim’e dokunacak ama asıl babasının adı olan Bali’den dolayı Balyan (Balian) soy ismini ilk defa kullanan Krikor Amira Balyan üzerinden devam edecek akmaya.

Bali Kalfa kereste ustası, neredeyse tamamı ahşap olan İstanbul’da da işsiz kalmadığı aşikar. Hatta Hassa Mimarları Ocağı’na (Devletin kendisi için çalışan mimarlarının ocağı.) girerek hassa mimarı bile olmuş; oğullarını inşaatlara, tamiratlara yanında götürüp meslek öğretebilecek kadar çok çalışmış. İki oğlu Krikor ve Senekerim alaylı birer mimar olup çıkmışlar. Özellikle Krikor Amira Balyan…

Krikor Amira Balyan

Krikor Amira Balyan 1764’te İstanbul’da doğmuş. Babası sayesinde meslek seçimi yapmasına gerek kalmamış, çekirdekten yetişen bir mimar olmuş çıkmış, hatta o da hassa mimarı olmuş ve başka bir hassa mimarı olan Minas Kalfa’nın kızı Soğome ile evlenmiş. Altı tane de çocukları olmuş. Hatta kızlarından birisini de yine kendisi gibi hassa mimari olmuş Ohannes Amira Severyan ile evlendirmiş. Ama ailenin kaderini derinden etkileyecek çocuğu, oğlu Garabet Amira Balyan olmuş. Ondan az sonra bahsedeceğiz.

Mimarlık kariyeri III. Selim zamanında başlamış ama II. Mahmud zamanında zirvesine ulaşmış. Zaten II. Mahmud ile de arası çok iyiymiş, o kadar iyiymiş ki II. Mahmud’a maruzatı olan sefirler araya Krikor Kalfa’yı sokarlarmış. Krikor Balyan çevresi tarafından oldukça sevilen, etrafındakilere yardımdan geri durmayan, inşaatlarında çalışan işçilerle içli dışlı olan, onlarla birlikte yemekler yiyen, Ermeni cemaati tarafından hürmet gördüğü için Katolik ve Gregoryan Ermeni cemaatleri arasında uzlaşmacı olarak görev almayı başarabilmiş bir kanaat lideriymiş.  Bülbülleri çok severmiş, Üsküdar sırtlarındaki  evinin civarında bülbül yetiştirir, zaman zaman o bülbülleri dinlemeye gidermiş. Bugün o semtin ‘Bülbülderesi’ olarak anılmasının sebebi de Krikor Balyan imiş.

Eserleri:

Meslek adamı olarak asıl ustalığını kışla ve bent gibi arkasında daha çok mühendislik organizasyonu gerektiren büyük yapılarda göstermiş. Eserleri arasında kimini artık göremediğimiz 6 saray, 4 kasır, 6 kışla, 1 camii, 2 kilise, 2 büyük bent ve 2 idare yapısı bulunmaktadır. Başlıca eserleri:

  • Nusretiye Camii
  • Selimiye Kışlası
  • Davutpaşa Kışlası
  • Darphane-i Amire
  • Aynalıkavak Kasrı
  • Valide ve Topuzlu Bentleri

Ayrıca bugün artık göremediğimiz eski Beylerbeyi ve Beşiktaş sarayları ile Sarayburnu’ndaki saray da Krikor Kalfa tarafından yapılmış.

1831 yılında İstanbul’da vefat etmiş Krikor Kalfa, babasıyla aynı mezarlığa defnedilmiş; Bağlarbaşı Ermeni Mezarlığı’na…

Senekerim Balyan

Balyan ailesinin hakkında en az bilgi olan bireylerinden birisi Senekerim Balyan. Bali Kalfa’nın küçük oğlu, 1768’de İstanbul’da doğmuş. 1833’de Kudüs’te vefat etmiş ve oradaki bir Ermeni mezarlığına defnedilmiş. Ona ait olduğu bilinen bir eser var: Daha önce ahşap olarak inşa edilen ve yanan, sonra kagir olarak yeniden inşa edilen Beyazıt Kulesi… 

Garabet Amira Balyan

1800 senesinde İstanbul’da doğmuş Garabet Amira Balyan. Balyan Ailesi’ndeki önemi az sonra sadece bir kısmını sıralayacağımız yapı listesi ile değil çocuklarının eğitimine çok önem vermesinden de ileri gelmekte. Çocuklarını yurt içinde ve yurt dışında okullara göndermiş ve okullu ilk nesil Balyan mimarlarının yetişmesini  sağlamıştır. Nazenin Babayan ile olan evliliğinden on çocuğu olmuş ve bu çocuklardan dördü de (Nigoğos, Sarkis, Hagop, Simon) kendisi gibi mimar olmuşlar.

Balyanlar: Garabet Amira Balyan
Garabet Amira Balyan

Garabet Balyan, 1831’de babasının vefatı üzerine eniştesi Ohannes Amira Balyan ile birlikte babasının yerine geçmiş. Birlikte yaptıkları ilk iş Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ymiş. II. Mahmud, Abdülmecid ve Abdülaziz olmak üzere tam üç padişahın devrinde mimarlık yapmış ama en şatafatlı dönemi Albülmecid zamanında olmuş. Eserleri arasında 7 saray, 4 fabrika, 1 kışla, 1 cami, 2 hastane, 3 okul su bendi, 1 türbe-sebil, 7 kilise ve sayısız konut inşa etmiştir.

Eserleri:
  • Dolmabahçe Sarayı (Saray’ın muayede salonu ve iki ana kapısı oğlu Nigoğos tarafından yapılmıştır.)
  • Çifte Saraylar (Cemile ve Münire Sultan Sarayları – Bugün Mimar Sinan Üniversitesi)
  • Kuleli Süvari Kışlası (Bugün Kuleli Askeri Lisesi)
  • Dolmabahçe Camii
  • Mekteb-i Harbiye (Bugün Askeri Müze)
  • Bentler (Kirazlı Bent, Bend-i Cedid)
  • Hereke Fabrikası
  • Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi

Ayrıca bugün mevcut olmayan Eski Çırağan Sarayı da Garabet Amira Balyan tarafından yapılmıştır. 1866 senesinde İstanbul’da vefat eden Garabet Kalfa, Ortaköy Ermeni Mezarlığı’na gömülmüştür ama mezarı bugün mevcut değildir ve yeri bilinmemektedir.

Nigoğos Balyan

Ailenin örgün eğitim alan ilk üyesi olan Nigoğos Balyan 1828 yılında İstanbul’da doğmuş. Kardeşi Sarkis ile birlikte Paris’te eğitim görmüş ve İstanbul’a dönerek çağdaşı ve mimar olan tüm Balyan Ailesi fertleri ile çalışmış. 1858 yılında henüz 32 yaşındayken tifüs hastalığından vefat etmiş. Kısa ama bir o kadar da verimli bir ömür sürmüştür. Eserleri mi? Listeleyelim bakalım:

Balyanlar: Nigoğos Balyan
Nigoğos Balyan
  • Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu ve iki saltanat kapısı
  • Ortaköy Camii
  • Mecidiye Kasrı
  • Ihlamur Kasrı
  • Göksu Kasrı
  • Tophane Saat Kulesi
  • Dolmabahçe Saat Kulesi

Sarkis Balyan

Sarkis Balyan, Balyanlar ailesinin hakkında en çok şey bilinen üyesi. 1831 senesinde İstanbul’da doğmuş. 1846 senesinde henüz 15 yaşındayken Paris’e abisinin yanına eğitim almaya gitmiş. Fransa’da hem mimarlık hem mühendislik eğitimi almış, ağabeyinin hastalığı yüzünden bir dönem ara verdiği eğitimini 1855’te tamamlayarak İstanbul’a dönmüş. Aldığı mühendislik eğitimi sayesinden sadece mimari eserler vermemiş aynı zamanda ilgisinin olduğu mekanik konusunda patentler almış. Amatör olarak resim yapmış ve müzik ile ilgilenmiş. Hatta ufak bir opera bile bestelemiş )kristof Kolomb Operası). Ama elbette asıl dehasını mimaride göstermiş. 1878 senesinde kendisi için oluşturulan ‘Sermimar-ı Devlet’ payesi ile onurlandırılmıştır. Son Osmanlı sermimarı olmuş. Kardeşleri ile birlikte bir mimarlık ofisi gibi çalşmışlar ve bir çok eser ortaya çıkarmışlar. Ellinin üzerinde eserde Sarkis Balyan’ın imzası vardır.

Balyanlar: Sarkis Balyan
Sarkis Balyan
Eserleri:
  • Beylerbeyi Sarayı
  • Çırağan Sarayı
  • Kandilli Adile Sultan Sarayı
  • Gümüşsuyu Kışlası (Bugün İTÜ kampüsü)
  • Yıldız Sarayı Büyük Mabeyin Binası
  • Çadır, Malta ve Şale Köşkleri
  • Aksaray Valide Camii
  • Harbiye Nezareti
  • Akaretler
  • Galatasaray Lisesi

Mimarlığın yanı sıra müteahhitlik de yapmış Sarkis Balyan. Hatta demiryolu inşaatlarında ve maden işletmeciliğinde imtiyazlar elde etmiş. Bu imtiyazlarla alaklı olarak kovuşturma görmüş, yurt dışına sürülmüş, on yıldan fazla Fransa’da sürgün hayatı yaşamış. Yurduna döndüğünde ömrünün son yıllarını Kuruçeşme Adası’ndaki evinde geçirmiş ve 1899 yılındaki vefatının ardından Bağlarbaşı Ermeni Mezarlığı’na defnedilmiş. Bu büyük mimarın mezarının süsü sadece iki defne dalıdır.

Agop Balyan

Mimari yeteneğini daha çok yaptığı çizimlerle ortaya koyan Agop Balyan 1837 yılında doğmuş. Ağabeyi Sarkis Balyan ile birlikte çalışmış ve ortaya çıkan projelerin çizimlerini yapmış. Tamamiyle kendisine atfedilen eserler arasında Koşuyolu Valide Sultan Kasrı ve Beykoz Tokat Köşkleri var. 1875 yılında Paris’te vefat etmiş.

Balyanlar: Agop Balyan
Agop Balyan

Simon Balyan

1846 yılında İstanbul’da doğup 1894’de yine İstanbul’da vefat eden Simon Balyan mimari yeteneklerini daha çok desinatörlük ve bezeme ustalığında göstermiş. İyi bir minyatür ressamıymış. Ağabeyi Sarkis Balyan ile çalışmış.

Simon Balyan
Simon Balyan

Levon Balyan

Balyan ailesinin mimar olan son kuşağıdır. Yaşamı hakkında çok bilgi yoktur. Hangi Balyan eserlerine katkısı olduğu tam olarak bilinmemektedir. 1855 yılında doğmuş ve 1925 yılında vefat etmiş.

Bitirirken

Evet, beş nesil mimarlık yapmış bir aile: Balyanlar Yukarıda sadece çok bilinen eserlerini listelemeye çalıştım, diğer eserlerine haksızlık etmeyi göze alarak. Şimdi gözlerinizi kapatın ve yukarda ismi geçen eserler olmadan hayal edin İstanbul’u… Tanıyamadınız değil mi? Balyanlar bugün bildiğimiz İstanbul’u inşa etmişler. Peki sonra ne olmuş? Balyanlar nerede şimdi? Birden hayatımıza girmişler ve sonra birden çekip gitmişler. Neden? Bu sorunun cevabını vermek kolay değil. Baktığım kaynaklarda (ki kaynak olarak interneti kastetmiyorum) çok fazla cevap bulmak mümkün olmadı bu soruma. Belki Pars Tuğlacı’nın Balyan Ailesi hakkında yazdığı kitaba (Osmanlı Mimarlığı’nda Balyan Ailesi’nin Rolü ) ulaşabilsem biraz şansım olurdu ama ulaşamadım, biraz eskice ve pahalı bir kitap. Daha detaylı bilgi isteyenler ulaşabilirlerse o kitaptan faydalanabilirler.  Ancak ben de burada zihnimden geçenleri yazayım dedim. Belki bir fikir verir. Evet, anlaşılacağı üzere, yazının bundan sonraki kısmı şahsi görüşlerimi içermektedir. Demedi demeyin. 🙂

Üsküdar Bağlarbaşı Balyanlar Anıt Mezarı
Üsküdar Bağlarbaşı Balyanlar Anıt Mezarı
Sonuç yerine:

Osmanlı İmparatroğlu’nda Hassa Mimarları Ocağı var; yani İmparatorluk Mimarları Ocağı. Devlet adına çalışan tüm mimarları bünyesinde topluyor bu ocak, devlet yaptırması gereken inşaatları bu ocağı kullanarak tamamen denetimi altında inşa ettiriyor, ta ki 1831 senesinde lağvedilene kadar. 1831 tam da Krikor Balyan’ın vefat ettiği sene. Dönem hala II. Mahmud dönemi ve II. Mahmud ile Krikor Balyan’ın arasının çok iyi olduğu biliniyor. Hal böyle iken ve Krikor Balyan’ın ardılı olmaya en büyük aday oğlu Garabet Balyan iken Hassa Mimarlar Ocağı neden lağvedilir? Ve devletin imar işleri neden Garabet Balyan’a verilmeye devam edilir? Benim burnuma özelleştirme kokuları geldi nedense, sizi bilmem. Garabet Balyan’ı, Nigoğos Balyan takip eder; sonrasında da kardeşleri ile birlikte bir mimarlık ofisi gibi faaliyet gösteren, inşaatlarında binlerce kişiye istihdam sağlayan ve ‘sermimar-ı devlet’ payesini bile alan Sarkis Balyan.

Balyan Ailesi’nin zirve noktası Sarkis Balyan dönemi belli ki ama aynı zamanda sonun başlangıcı da aynı dönem. Krikor Balyan sonrası hızla yükselen Balyan ailesi Sarkis Balyan’ın sürgüne gönderilmesiyle birlikte  gözden düşer.  Ve zaten İmparatorluk da son demlerini yaşamaktadır artık, ne o eski gücü vardır şaheserler üretecek ne de Balyanlar ailesine güveni…

Dediğim gibi, bunlar sadece zihnimden geçenler kimseyi yargılamak, yaftalamak niyetinde değilim, zaten haddim de değil. Bana düşen sadece teşekkür etmek…Bize, her biri birer inci güzelliğinde olan yüzlerce eser bırakan Balyan Ailesi’ne ben şahsen müteşşekkirim, İstanbul sayelerinde daha güzel…

Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar