Galata Kulesi

Galata’da yerleşim İstanbul’daki yerleşim kadar eskidir. Hatta I. Constantinus zamanında burada 450-500 hanelik bir köy bile bulunmaktaydı. Haliyle köyün kilisesi, forumu, hamamları, tiyatrosu ve limanı da vardı ve bu yapılar bir sur ile çevrilmişti. Sınırları tam olarak bilinemeyen bu köyün çehresi 1204 Latin istilası ile birlikte değişmeye başladı. Galata Kulesi henüz yapılmamıştı.

Latin istilasına kadar, suriçinde, Haliç kıyısında bir yerleşim alanına sahip olan Cenevizliler bu yerlerini Latin istilasının öncü kuvveti olan ezeli rakipleri Venediklilere kaptırırlar. Ancak gün gelir devran döner, Latin istilası sona erer ve tahta geçip Bizans’ı yeniden ihya eden VIII. Mihael ile bir barış anlaşması yapan Cenevizliler imtiyazlar kazanırlar ama tamah etmek yerine bazı karışıklık söylentilerine isimleri karışınca sütten ağzı yanan Bizans, Cenevizlileri şehirden kovar. Araya büyükler girer ve Cenevizlilere şehrin karşı yakasında (o zamanlar şehrin karşı yakası Anadolu yakası değildir, Galata’yı da içine alan Pera’dır. Zaten Pera, karşı yaka demektir.) ikamet etme izni verilir. Böylece Cenevizlilere Galata yolları görünür. Cenevizliler Galata’ya yerleşirler yerleşmesine ama kendilerine hali hazırda yıkılmış olan surları yenileme hakkı verilmez, buna karşılık şehri hendekle çevirmelerine izin verilir. On beş metre genişliğinde hendeklerle çevrilir şehir. Bu hendekler 19. yy’ın sonlarına kadar da dayanır, ta ki modern belediyecilik şehre gelene kadar (Bknz. 6. Daire).

Ceneviz Dönemi

Yıllar geçer, Boğaz’dan çok sular akar, Bizans politikaları değişir… Cenevizliler önce hendek boyuna yüksek evler yaparlar, bu evlerin yüksek yüksek duvarları olur. Cenevizliler, Bizans’ı ‘Bizans oyunu’ ile aldatmaya çalışmaktadırlar, “biz sur yapmadık, yüksek duvarlı evler yaptık” iddiasındadırlar. Bizans anlamıştır anlamasına ama göz yumar. Değişen Bizans politikalarına göre yıllar içerisinde ev bahçesi duvarı görünümlü surlar bir çok kez yıkılır, bir çok kez yeniden inşa edilir. Surların üzerinde bir çok kule de bulunur. Cenevizliler bu kulelerin en büyüğüne ‘Christea Turris’ adını verirler yani İsa Kulesi; ‘Megolas Pyrgos’ der Bizanslılar yani ‘Büyük Burç’. Biz de ‘Galata Kulesi’ diyoruz kendisine yüzyıllardır.

Yapımında binlerce Cenevizli kadın-erkek, genç-yaşlı demeden, gece gündüz çalışırlar, 1349 senesinde de kuleyi tamamlarlar. Bu aynı yerde yapılan ilk kule değildir elbette. Bu kulenin tamamlanmasından 842 sene önce, 507 senesinde ilk kule Bizans İmparatoru Anastasius Dilozus tarafından bir fener olarak yaptırtılmıştı. Cenevizlilerin kulesinin inşasının üzerinden yüz sene geçmişken surları ve kuleyi güçlendirme ihtiyacı doğar. Bunun için de Osmanlı Sultanı II.Murad’dan mali yardım isterler. Ancak Cenevizlilerin Cenova’daki merkezi çok sert bir name yazar Galata Podestası’na (Ceneviz kolonisinin liderine yani): ‘Bizim, surlarınızı ve büyük burcunuzu iyileştirmeye gücümüz ve zenginliğimiz fazlasıyla yeter…’

Galata Kulesi ilk hali
Galata Kulesi’nin ilk haline dair bir gravür.

Osmanlı Dönemi

Fatih, İstanbul’u alınca 10 arşın (yaklaşık 8 metre) alçaltılır kule adet gereği. Ama sonradan ihya edilir meşhur Zağnos Paşa tarafından. Yıllarca limanda çalıştırılan savaş esirleri için barınak (ben diyeyim barınak siz anlayın zindan) ve depo olarak kullanılır kule. Sadece Galata Kulesi değil, Galata surlarının diğer kuleleri de aynı amaç için kullanılırlar. 1509 depreminde büyük hasar görür kule. Mimar Hayrettin yeniler kuleyi. Muhtemelen bu tarihte yapılan tamirat çalışmaları ile birlikte kulenin 2-3. katlardan sonrası yeniden yapılır. Yani altı Ceneviz üstü Türk yapısıdır o tarihten beri. Bir ara müneccimbaşı Takiyeddin Efendi tarafından rasathane olarak kullanılır, Hezarfen Ahmed Çelebi buradan kanat açar(?) Üsküdar Doğancılar’daki iniş pistine. 1717 senesinde bir mehterhane ocağı yerleştirilir kulenin içine, gece yarısında mehteran nevbet vursun da ahaliyi haberdar etsin diye. 

Onarımlar

Galata Kulesi 1794’te çıkan yangında oldukça zarar görür. III. Selim, onarılması için hemen talimat verir. Kulenin boyu bu tamirat sırasında 2 metre kadar kısaltılır. Şehrin her tarafını görebilecek şekilde bir kat eklenir ve dört tarafına dört cumba yapılır. Her bir cumbanın içine de kösler yerleştirilir. Kösler, yangın çıkması durumunda halkı haberdar etmek için yerleştirilmiştir. Yangın gözetleme kulesi olmuştur yani Galata Kulesi. Hem İstanbul’a hakimdir hem Pera’ya hem de Boğaziçi’ne. Yangın eğer Üsküdar, Boğaziçi tarafında görüldüyse ‘Uyan ağam, nur topu gibi bir kız evladın oldu.’ diğer semtlerde görülürse ‘Ağam ağam, gözün aydın, evladın erkek oldu’ diye uyandırırlarmış Kule Ağası’nı nöbetçiler.

1794 yangınından sonra yapılan kat 1831’e kadar kahvehane olarak da kullanılır. Bu tarihte terzi kendi söküğünü dikemez, kule bir kez daha yanar. Bu sefer kulenin tamir edilmesi talimatını verme sırası II. Mahmud’undur. Kulenin biçimi biraz değiştirilir bu tamirat sırasında: 14 kemerli pencere ile çevrelenen bir kat eklenmiştir kuleye. Pencerelerin önüne de parmaklıklar eklenerek bir seyir terası haline getirilmiştir kulenin bu yeni katı. 

Galata Kulesi'nin III. Selim döneminde yaptırılan onarımdan sonraki halini gösteren gravür.
III. Selim tarafından yaptırılan yenilemenin ardından kulenin halini gösterir gravür.
Gitti Kule’nin Külahı

1875’te yaman bir fırtına çıkar İstanbul’da ve bu fırtına kulenin ahşap külahı alır götürür. Bu sefer, yeni bir külah yapmak yerine iki kaçak kat çıkılır kulenin tepesine. İlkinin çapı kulenin çapından daha küçüktür, ikincisinin çapı da ilkinin çapından. Uzun yıllar bu kaçak katlarla görünür İstanbulluların gözüne Galata Kulesi. Ta ki 1960 kışına kadar. 1960 senesinde kulenin üst katlarının zeminleri yılların verdiği yorgunluğa daha fazla dayanamayarak (Donanmanın buraya yerleştirdiği jeneratörün de etkisi olmuştur tabi) çökünce yeniden tamirata alınır kule. Yedi sene sürer tamirat. Bittiğinde (1967) kule külahına kavuşmuştur yeniden (Laf aramızda eskisine göre biraz daha kısa ve biraz daha dardır, betondandır ama olsundur). Ha, bir de asansör eklenmiştir içine. Tepesi bir restorana kiralanmış olan kuleye insanlarımız (!) daha kolay çıksınlar diye… 

1875 - 1960 seneleri arası külah yerine kaçak katlarla Galata Kulesi
1875 – 1960 seneleri arası külah yerine kaçak katlarla kule.

Hali hazırda İstanbul Büyüşehir Belediyesi tarafından Galata Kulesi 2020 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilir. Hemen ardından da restorasyona alınır. İstanbul’da görmeye alışık olmadığımız hızda ve tartışamlı bir restorasyon süreci sonrasında müze olarak kapılarını açar Galata Kulesi yeniden ziyaretçilere… En üst kat seyir terası, yedinci kat İstanbul maketinin sergisi, altında kaç geçiş alanı, beşinci kat İstanbul ve Galata sergisi, dördüncü kat Galata ve Surlar sergisi, üçüncü kat süreli sergi, ikinci kat simülasyon alanı ve birinci kat da müze mağazı olarak kullanılmaktadır.

Galata Kulesi kesiti
Galata Kulesi kesiti

Unutmadan, aklınızda kalmayacak bilgileri de vereyim, belki merak etmişinizdir. Kulenin yerden çatısının ucuna kadar yüksekliği 69,90 metredir. Dış çapı 16,45 metre, iç çapı 8,95 metredir. Duvar kalınlığını hesap ettiniz mi? Evet, tamı tamına 3 metre 75 santim. Giriş kapısı zeminden yüksektedir. Sonradan sabit basamaklar eklenmiştir ama daha önceleri zincirlerle salınıp geri çekilebilen (Filmlerde gördüğünüz Ortaçağ kalelerinin kapılarında hendekleri aşmak için kullanılan hareketli köprüleri düşünün) merdivenler kullanılmıştır.

Galata Kulesi içindeki merdivenleri ve kahvehaneyi gösterir gravür.
Galata Kulesi’nin içindeki merdivenleri ve kahvehaneyi gösterir gravür.
Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar