İstanbul Surları

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u alana kadar şehirlerin en güçlü savunma mekanizması İstanbul Surları idi. Yüzyıllar boyunca şehir devletlerinin yaşamlarını sürdürebilmelerinin en önemli nedenlerinden birisi buydu. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasının çağ kapatıp çağ açtığını iddia eden tarihçilerin dayanak noktası da tam olarak budur. Fetih sırasında bizzat Fatih’in tasarladığı şahi topları, geçilemez denilen İstanbul Surları’nın geçilmesine olanak sağlamıştı. Artık şehir devletleri için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

İstanbul Surları'nın en önmeli bölümü, kara surları
Kara surlarından bir kesit.

Geçilemez denilen İstanbul Surları’nı 1453’teki halini alana kadar bir organizma gibi büyümüş ve yenilenmiştir ama elbette insan eliyle.

Şehrin surlarını tarihi gelişim içerisinde dört ana dönemle inceleyebiliriz:

Byzas Surları:

Şehrin kurucusu Byzas zamanında yapılmıştır. Bu surlar  hemen hemen bugün Topkapı Sarayı’nın kapladığı alanı çevreliyordu. Kimi kaynaklarda kara surlarının çok daha görkemli olmasına rağmen deniz tarafındaki surların irice bir dalga kıran mahiyetinde olduğu, kimi kaynaklarda da surların tamamının çok görkemli mermer bloklardan oluştuğu yazmaktadır. Her ne kadar bilimsel bir çalışma olmasa da, Ahırkapı’da, sahil yolu üzerinde kalan  Hristos Philanthropos Manastırı St. Sauveur Kilisesi kalıntıları içerisinde bulunan büyük mermer blokların Byzas sularından kaldığını iddia eden kaynaklar bulunmaktadır.

İstanbul Surları'nın en eskilerinden, Byzas Surları
Byzas Suları’ndan kalan son bölüm olduğu düşünülen bloklar

Septimus Severus Surları:

Roma İmparatoru Septimus Severus rakibini desteklediği için Byzantium’u cezalandırmak istemiş ve şehri uzunca bir kuşatmanın ardından ele geçirmiştir. Uzun süren bu kuşatma Severus’u daha da kızdırmış olmalı ki M.S. 196 senesinde şehri aldığında başta surlar olmak üzere tüm şehri yakıp yıkmıştır. Sinirini aldıktan sonra da şehrin güzelliğine hayran kalarak yeniden inşasına başlamıştır. Bu kapsamda surlar da yeniden yapılmıştır ama şehir biraz daha genişletilerek. Haliç tarafında bugünkü Galata Köprüsü civarından başlayan kara surları biraz daha geniş bir yay çizerek ama Marmara kıyısında yine Byzas Surları ile aynı yerde denize kavuşacak şekilde yeniden inşa edilir. Günümüzde Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nin bahçe duvarının bir kısmının Septiumus Severus Surları’na ait olduğu iddia edilmektedir.

Konstantin Surları:

324 yılında Roma İmparatorluğu’nun tek başına sahibi olan Konstantin’un bundan tam altı yıl sonra 330 senesinde daha önce Septimus Severus tarafından yeninden inşa edilen Byzantium’u tekrar inşa ederek ikinci başkent yapmıştır. Bu sırada Septimus Severus Surları ile belirlenen şehrin sınırlarını daha da genişletecek yeni surlar yaptırmıştır.  Bu surların bugün tam olarak nereden geçtiği bilinmemekle birlikte Haliç tarafında bugünkü Cibali civarından başlayarak bir yay çizer ve Samatya civarında Marmara Denizi ile kavuşurdu. Yakın zamanda Yenikapı’da yapılan kazı çalışmaları sırasında suların küçük bir bölümün temellerine ulaşılmıştır.

Thedosios Surları:

Byzantium’u yeniden inşa ederek ikinci başkent ilan ede Konstantin şehrin vadettiği geleceği görebilecek kadar ileri görüşlüydü belli ki ama şehrin bu denli çabuk büyüyüp gelişeceğini o da tahmin edememiş olmalı ki henüz yaptırdığı surların üzerinden bir asır geçmemişken şehri biraz daha genişletecek yeni surlar yaptırma gereği hasıl olmuştur. Bu nedenle İmparator II. Theodosios hükümdarlık döneminin ilk yıllarında surları bugün gördüğümüz hatta taşımıştır. Tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte 413 yılında yayınlanan bir kanunda tamamlanan sur kulelerinin kullanımını düzenleyen bir madde olduğu görülmektedir. II. Theodosios’un yaptırdığı surlara Blahernai bölgesini dışarda bırakıyordu, bu yüzden daha sonra Heraklios, V. Leon ve Teofilos dönemlerinde bu bölge de sur içerisinde alınacak şekilde surlar uzatılmıştır.

İstanbul Surları haritası.
İstanbul haritası üzerinde surların dört dönemini görebilirsiniz.

Şehrin tamamını çevreleyen Theodosios Surları’nın tamamı aynı özelliklerde değildir. Çevreledikleri bölge ve haliyle o bölgelerin savunma ihtiyaçlarına göre daha dayanıklı ya da zayıf inşa edilmişlerdir. Bu açıdan bakıldığında Theodosios Surları’nı üç bölümde incelemek gerekir:

  • Haliç Surları: İstanbul Surları’nın Sarayburnu’ndan başlayarak Ayvansaray’da Kara Surları ile birleştiği yere kadar devam eden kısmıdır. Yaklaşık 5.5 kilometredir. Tek sıralıdır ve Haliç girişindeki bir zincirle korunduğu için tüm surların en zayıf bölümüdür.
  • Marmara Surları: Sarayburnun’dan başlayarak Yedikule’ye kadar uzanan İstanbul Surları’nın en uzun kısmıdır.  8 kilometreden biraz daha fazladır. Haliç Surları’na göre biraz daha kuvvetli ama Kara Surları’na göre daha zayıf tek sıradırlar.
  • Kara Surları: Toplam uzunluğu yaklaşık 7.5 kilometredir. Marmara kıyısında Yedikule’den başlayarak Haliç kıyısında Ayvansaray civarında son bulur.
İstanbul Kara Surları
Kara surları

Kara surlarının üçlü bir savunma mekanizması bulunmaktadır. Ön önde düşmanı ilk olarak bir ‘hendek’ karşılar. Bu hendek ortalama 20 metre genişliğinde ve yer yer 5 ila 8 metre derinliğindeydi. Hendeğin şehre yakın kısmında yaklaşık 2 metre yüksekliğinde bir duvar bulunmaktaydı.

Hendeği geçebilen düşmanları ise hendeğin yaklaşık 15 metre gerisinde ‘dış (küçük) sur’ (exo ya da mikron teichos) bekliyordu. Bu surların genişliği 2 metre yüksekliği ise  8 metreden biraz fazlaydı. 

Olur da düşman bu surları da aşabilirse bu sefer karşısında ‘iç (büyük) sur’u (endo ya da mega teichos) bulurdu ki bulunduğu bu alana peribolos denilirdi. Dış sura göre daha görkemli olan bu surların yüksekliği ortalama 15 ve duvarın kalınlığı ise 5 metreydi.

İstanbul Kara Surları kesiti
Kara suları kesiti.

Burçlar:

İç surlar üzerinde ortalama her 60 metrede bir yükseklikleri 20 metreyi bulan burçlar vardı. Dış sur üzerinde de görece daha küçük burçlar vardı ve burçlar iç surdaki iki burcun ortasına gelecek şekilde yapılmıştı. Kara surlarında Blahernai bölgesine kadar 96 burç bulunmaktadır, buradan sonra sahile kadar bir 13 burç daha vardı. Şehri çevreleyen tüm surların üzerinde ise bir kısmı günümüze ulaşmamaış yaklaşık 300 kadar burç bulunmaktaydı.

Kapılar:

İstanbul surları üzerinde iki tip kapı bulunmaktaydı. Bunlar askeri kapılar ve kamusal kapılar. Askeri kapılar günlük yaşamda kullanılmayan sadece askeri amaçlar için kullanılan kapılarken kamusal kapılar halkın giriş çıkış yapabildiği kapılardı. Bir de sadece İmparator’un sefere giderken ya da seferden dönerken kullandığı zafer takı niteliğindeki ‘Altın Kapı’ vardı ki tüm surların en görkemli kapısıydı. Tüm surlar üzerinde 50 kadar kapı vardı.

Bu surların dışında Galata’yı çevreleyen Galata surlarını ve I. Anastasius’un 6.yy’ın hemen başında yaptırdığı Çatalca-Silivri dolaylarındaki Karadeniz’den Marmara’ya uzanan surlarını da İstanbul’un surlarından sayabiliriz, ki bunlar ayrı yazıların konusudur.

Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar