Karslı bir tüccar olan Boğos Efendi işleri kötü gidince İstanbul’a göçer. İstanbul’a geldiğinde de bir hemşehrisinin yanında işe başlar. Onun dokuduğu bezleri satmaktadır. Gel zaman git zaman evlenir ve bir oğlu olur, adını Harutyun (Artin) koyar. Artin okulunu bitirdikten sonra Kapalıçarşı’daki bir ipek esnafının yanına çırak olarak verilir. Bu yüzden kendisine ‘kazaz’ lakabı ile birlikte ‘Kazaz Artin’ denilmeye başlanır. 24 yaşına geldiğinde de kendi iş yerini kurar. Bu sırada sevilen bir esnaf olmayı da başarır. Baba mesleğinden dolayı da Kazaz Artin Bezciyan olarak bilinir.

Kazaz Artin Bezciyan
Kazaz Artin Bezciyan
Sarayla yakınlaşma

1802 senesinde dönemin Darphane Emini Ohannes Düzyan ipek iltizamanı elde edince bu işlerin başına birisini geçirmek ister. Aldığı tavsiyeler üzerine bu görevi Kazaz Artin’e önerir. Artin düşünmeden kabul eder. Böylece saray ve devlet adamları ile yakın bir konuma gelir. Artin bu görevi de layıkıyla yapar. Hatta Kabakçı İsyanı sonrasında kellesi istenen Ohannes Düzyan’ı Yeniçeri Ağa’sı ile görüşerek ve bir hayli de rüşvet vererek ipten alır. Bundan sonradır ki Düzyan ailesinden biri olarak kabul edilmiştir aile tarafından. Hatta Düzyanlar ipek iltizamı sona erdikten sonra da Artin’i bırakmamışlar ve Ohannes Düzyan onu Darphane’de uygun bir memuriyete de almıştır.

İstifa

Ohannes Düzyan’ın ölümünden sonra Darphane eminliğine bir süre vekaleten oğulları baktıysa da iki sene onların da üstüne Abdurrahman Feyzi Efendi getirildi. Kazaz Artin bu dönemde yapılan usulsüzlükler konusunda Düzyan ailesinin fertlerini defaetle uyarır. Ancak herhangi bir düzelme olmadığını görür, bunun üzerine de kendisinin zimmetinde herhangi bir şey olmadığına dair bir belge alarak istifa eder. Bir süre sonra yapılan usulsüzlükler gün yüzüne çıkınca da Abdurrahman Feyzi Efendi sürgüne gönderilir, Düzyan ailesinin fertlerinin birçoğu idam edilir, diğerleri de sürgününe gönderilir. Henüz soruşturma devam ederken Kirkor Amira Balyan’ın tavsiyesi ile Kazaz Artin Darphane eminliğine getirilir.

Cemaatle İlişkiler

Darphane Emini olan Artin artık hem devlet ricaline daha da yakındır hem de cemaati içerisinde daha fazla sayılmaya başlanır. Cemaat yönetiminde daha etkin rol almaya başlar. Katolik Ermenilerle Ortodoks Ermeniler arasındaki gerginliği azaltmak için uğraşır. Kısmen de başarılı olur ama sonrasında beklenmedik bir şekilde olaylar çıkar. Bu olaylardan sonra Kazaz Artin halkı kışkırtmak suçundan sürgün edilir. Sürgüne giderken Darphane’den bir belge ister Artin. O belgede kendisinin herhangi bir usulsüzlüğe karışmadığı, görevi gereği hesabını vermediği herhangi bir durumun olmadığı ve halkı kışkırtman suçundan dolayı sürgün edildiği yazar.

Kazaz Artin için sürgün günleri fazla uzun sürmez, henüz bir sene dolamadan affedilir, İstanbul’a ve görevinin başına geri döner. Görevinde çok başarılıdır. Sultan II. Mahmud’un danışmanlığını da yapmaktadır. Alınmasına yardımcı olduğu kararlardan dolayı kendisine en üst düzey nişan olan ‘Tasvir-i Hümayun Nişanı’ verilir ki Osmanlı tarihi boyunca bu nişanı alabilmiş tek gayrimüslimdir. Ermeni Cemaati için söylenegelen ‘Teba-i Sadıka’ ünvanı onun gösterdiği üstün başarılardan dolayı kullanılmaya başlanmıştır.

Sürgün sonrasında sanılanın aksine cemaat işlerinden elini ayağını çekmemiş, aksine cemaat yönetiminde daha aktif rol almaya başlamıştır. II. Mahmud’a çok yakın olması sayesinde Ermeni Cemaati için bir takım imtiyazlar elde edebilmekteydi. Konumu nedeniyle edindiği servetini de ağırlıklı olarak hayır işleri için kullanırdı. Bu yüzden kendisine cemaat tarafından ‘Emir’den türeyen Amira lakabı verilir, yani prens.

Kazaz Artin Bezciyan tarafından yaptırtılan okul.
Özel Bezciyan Ermeni İlk Öğretim Okulu
Yaptığı hayır işleri

1771 senesinde doğduğunda adı sadece Artin iken artık Kazaz Artin Amira Bezciyan olmuştur. Cemaati için yaptırdığı yapılardan bazıları şunlardır:

– Kartal Surp Nişan Kilisesi ve Okulu

Patrikhane Binası

– Beyoğlu Kız Okulu

– Kumkapı Patriklik Kompleksi (3 büyük, 3 küçük kilise, diğer yapılar)

– Surp Arekelots Azkayin Okulu

– Hasköy Surp Isdepanos Kilisesi

– Zeytinburnu Surp Hagop Kilisesi

– Boğosyan Erkek Okulu

– Varvaryan Kız Okulu

– Topkapı Bezciyan Okulu

– Eyüp Karma Okulu

– Kumkapı Surp Harutyun Kilisesi

– Eyüp Surp Yeğya Kilisesi

– Ve bir zamanlar kendisinin de sıralarında okuduğu, 1719 yılında yapılan ama 1826 yılında yanan okulun yerine 1830 yılında yaptırdığı Kumkapı Bezciyan Okulu. (Okul sonradan 1914-24 yılları arasında yenilenmiştir.)

Bezciyan, tüm bu eserlerin yanı sıra kendisini en çok heyecanlandıran eseri ‘Surp Pırgiç Hastanesi’ tamamlanmadan 1834 senesinde vefat eder. Henüz hayattayken Sultan II. Mahmut’tan aldığı ferman sayesinde ‘Patriklik Kilisesi’ olan ‘Surp Asvadzadzin Kilisesi’ndeki Harutyun Şapeli’ne defnedilir.

Bugün bile hala saygı ve sevgi ile anılan Bezciyan’ın yaşadığı dönem için Ermeni Cemaati’nin ‘Bezciyan Dönemi’; geride bıraktığı eserlerine de ‘Bezciyan Emaneti’ denilmektedir.

Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar