Süreyya Operası iç mekan

Anadolu Yakası’nın ilk opera binası olması amacıyla, 1924 yılında inşaatına başlanan Süreyya Operası, 6 Mart 1927 tarihinde sonradan Üstündağ soyadını alacak, ve yine sonradan İstanbul valiliği ile eş zamanlı olarak İstanbul belediye başkanlığı yapacak Muhittin Bey‘in katılımıyla açılmıştır. O yıllarda Kadıköy henüz bir ilçe değildir, 1926 yılına kadar müstakil bir il olan Üsküdar’a bağlıdır. 1927 itibariyle de Üsküdar İstanbul iline bağlıdır ve belediye işleri İstanbul Belediyesi dahilinde bir şube tarafından yürütülmektedir ki o şubenin başında da Muhittin Bey vardır.

Süreyya Operası dış cephe
Süreyya Operası dış cephe

Opera binasını yaptırma fikri, binanın banisi Süreyya Paşa’nın aklına İstanbul’un işgal yıllarında gelir. O dönemde okullar kirasını ödeyemedikleri için tek tek kapanmaya başlarlar. Süreyya Paşa, okullara elinden geldiğince maddi destek vermektedir ama daha fazlasına ihtiyaç vardır. Bunun için de okul yaptırma ve yaşatma dernekleriyle bir araya gelerek, okullar yararına balo, çay ve eğlence tarzı etkinlikler düzenlemek gerektiğine karar verirler. Süreyya Paşa kolları sıvar ancak bu etklinlikleri gerçekleştirebileceği bir mekan bulamaz. Buradan yola çıkan ve maddi durumu çok iyi olan Paşa tüm imkanlarını kullanarak İstanbul’a konser salonu, düğün, nişan, balo, çay, konferans, sinema, opera gibi sosyal ihtiyaçlara karşılık verecek bir bina yaptırmaya karar verir.

Binayı yaptırmak için de çalışmalara başlar Süreyya Paşa. Bizzat Fransa ve Almanya’ya gidip oradaki o devrin modern salonları inceler. Yurda döndüğünde ise artık binanın planı kafasında nettir. Yapının fuayesi için Fransa’daki Şanzelize’den, iç bölümleri için de klasik Almanya tiyatrolardan ilham alınmıştır. Süreyya Paşa opera temsillerine uygun bir bina yapmayı amaçlasa da ve hatta açılacak olan opera binasında performans gösterileri yapabilmeleri için Süreyya Opera Topluluğu adında bir topluluk kursa da, binanın sahne bölümü yapılamadığı, teknik donanım ve sanatçı kulisi ve benzeri mekanlar tamamlanamadığı için binada opera temsili verilemez. 2005 yılına kadar kültür ve sanat hayatımızda bir sinema salonu olarak kalır. 

Süreyya Operası sahne
Süreyya Operası sahne
Süreyya Paşa Tiyatro ve Sineması

O zamanki adıyla Süreyya Paşa Tiyatro ve Sineması yapısal olarak iki ayrı bölümden oluşuyordu. Asıl büyük bölüm, seyir salonu, yarım kalmış sahne ve girişteki altlı üstlü fuayeden oluşan bölümdü. Binanın bütünü devrinin Avrupa’daki mimarlık dekorasyon anlayışını yansıtır. Cephesi ve iç mekanlar figürlü rölyeflerle ve tavan ise freks ve yaldızlı kartonpiyerlerle bezelidir. Binanın giriş cephesindeki müzik ve sahne sanatlarını sembolize eden figür ve heykeller ilk heykeltraşımız İhsan Özsoy’a aittir. Tavan fresk ve pano resimleri sanat eğitimini Rusya’da gören daha sonra Türkiye’ye yerleşen Naci Kalmukoğlu’na aittir (Nikolay Kalmukov). 1927 yılından 1955 yılına kadar sinema olarak kullanılan yapı Süreyya Paşa’nın ölümüyle, vasiyeti gereği Darüşşafaka Cemiyetine bağışlanmıştır. Cemiyetin kira geliri amacıyla binayı çeşitli işletmelere kiralamasıyla bina bir hayli zarar görür. Bakımsız ve harap hale gelir.

Değişim Başlıyor

İzmir’deki Elhamra Sineması’nın İzmir Opera Binası’na dönüşmesi, Süreyyapaşa Operası’nın da dirilişi olmuştur. İzmir’deki Opera’nın mimarları Murat Katoğlu ve Ersen Gürsel dönemin Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’le diriliş operasyonlarına başlarlar. Kadıköy Belediyesi binayı Darüşşafaka Cemiyeti’nden 49 yıllığına kiralar. Paşa’nın anısına uygun bir biçimde tekrar canlanabilmesi için bina bir şantiyeye dönüşür; röleve ve freskler duvardaki pano ve resimler uzmanlar tarafından aslına en uygun bir biçimde elden geçirilir. Mekanik ve statik konular ele alınır. Depreme ve yangına karşı gerekli önlemler alınır. Sahne donanımı, ses düzeni kurulur, orkestra çukuru genişletilir. Bütün bina elden geçirilir. Yapının cephesindeki ve sahne portal çevresindeki heykeltraş Cafer Özsoy’a ait olan kabartma heykeller olduğu gibi temizlenerek korunur ve bina 27 Ekim 2007’de kapılarını ‘Süreyya Operası’ olarak sanatseverlere açar.

Süreyya Operası iç mekan
Süreyya Operası iç mekan

Peki bu yüzü batıya dönük sanatsever Süreyya Paşa kimdir…

II. Abdülhamit’in seraskerliğini yapmış olan Emiroğlulları ailesinde Ali Rıza Paşa’nın oğlu olan Süreyya Paşa 1874 yılında Yugoslavya’da (günümüzde Karadağ’ın başkenti olan Podgorica’da) doğmuştur. 1900 yılında Osmanlı Paşası olup 1911 yılında Osmanlı havacılığını kurmuştur. 1927 yılından 1930 yılına kadar da milletvekilliği yapmıştır. Kardeşleri arasında çıkan bir problemden dolayı soyadını değiştirip, Emiroğlulları olan soyadını İlmen yapan Süreyya Paşa gerçekten çok hayırsever biridir. Bugünkü Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin bulunduğu yerde daha önce bulunan Narlıdere Çiftliği’ni, İşçi Sigortaları Kurumu’na, parası olmayanların bila ücret yararlanabilmesi için hastane yapılması şartıyla bağışlar. Kayış Dağı suyunun Kadıköy’e getirilmesi, Maltepe’deki Süreyya Plajı, Moda merdivenleri, Yoğurtçu Parkı ve çevresi düzenleme ve dere ıslahı gibi projeleri de devletten tek kuruş para almadan gerçekleştiren Süreyya Paşa 6 Şubat 1955 de Moda’daki evinde vefat etmiştir.

Süreyya Operası'nı yaptıran Süreyya İlmen
Süreyya İlmen
Süreyya Operası'nı yaptıran Süreyya İlmen ve eşi Adalet İlmen
Adalet İlmen – Süreyya İlmen
Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar