Tünel

Dünyanın en eski metrolarından birisi olarak kabul edilen Galata – Pera Tüneli, ya da Karaköy – İstiklal Tüneli ya da sadece Tünel, kendi kısa hikayesi uzun. Buyrun okuyalım.

Fransız mühendis Eugene Henri Gavand, 1867’de tatilini geçirmek için İstanbul’a gelir. Artık Direklerarası gözden düşmüş, İstanbul’un yeni eğlence merkezi Pera olmuştur bile. Haliyle Gavand da gelir gelmez soluğu Pera’da alır. Pastanelerde oturur, lokantalarda yemek yer, kulüplere gider… Tüm bunları yaparken de insanları ve çevresini gözlemler, hesaplar yapar; meslek hastalığı işte. Dikkatini çeken en önemli şey şu olur: İstanbul’un, haliyle koskoca imparatorluğun ticaret merkezi olan Galata ile, Galata’nın hemen arka bahçesinde bulunan eğlence ve konut merkezinin yani Pera’nın arasında günde ortalama 40 bin kişi gidip gelmektedir ve kullandıkları tek yol iki mekan arasındaki kot farkından dolayı ulaşımı kolaylaştıran ‘Yüksek Kaldırım’dır. Kaldırımlardan inip çıkmanın yazın da sıkıntısı vardır, kışın da… Yazın havadaki sıcak, kışın yerdeki buz zorlamaktadır insanları. 

Gavand’ın Projesi

Kısa süre de olsa İstanbul’un havasından suyundan faydalanan Gavand günde 40 bin kişinin geçtiği güzergaha bu insanların kullanması için asansör benzeri bir yapı yapılsa kısa sürede köşeyi döneceğini anlar. Yemez içmez hemen soluğu Nafia Nezareti’nde (zamanın Bayındırlık Bakanlığı) alır. Proje teklifini sunar sunmasına ama teklifi kabul edilmez. Gavand da boynu bükük döner Fransa’ya. Ancak hayalini kurduğu rant rüyalarına girmekte, bir türlü aklından çıkmamaktadır.

İki sene boyunca projesinin üzerinde çalışmaya devam eder ve 1869 senesinde tekrar gelir İstanbul’a. Neyse ki henüz bir tünel filan yoktur projesini kondurmayı düşündüğü yerde ve soluğu yine Nafia Nezareti’nde alır. Bakanın ağzından girer burnundan çıkar ve kendisini dönemin Padişahı Sultan Abdülaziz’in de huzurunda bulur. Yüzmüş yüzmüş kuyruğuna gelmiştir artık. Haliyle, tünel yapımı imtiyazını sağlayan fermanı koparır alır. Takvimler 10 Haziran 1869’u göstermektedir. Şartnamenin hazırlanması, mukavelenin oluşturulması, pazarlıklar 5 ay sürer ve nihayetinde Eugene Henri Gavand ile Nafia Nazırı Davut Paşa 6 Kasım 1869 tarihinde tünel yapımına dair sözleşmeyi imzalarlar.

Üzerinde anlaşılan Tünel Projesi’nde Galata ile Pera arasında bir tünel kazılması, tünele demiryolu döşenmesi ve sabit bir buharlı makinenin kablolar vasıtasıyla tünelin iki ucunda döşenecek demiryolların üzerinde vagonlar taşıması öngörülmektedir. Yap-işlet-devret mantığı ile çalışacak olan tünel için devletin kasasından tek bir kuruş çıkmayacak, gelirleri 42 yıllığına tamamen Gavand’ın olacaktır. Sözleşmenin imzalanmasını takiben Gavand hemen çalışmalara başlar. İlk olarak tünelin kazılması gerekiyordur. Ancak kendi halinde bir mühendis olan Gavand’ın masrafları karşılaması mümkün değildir. Haliyle 30 Haziran 1871 tarihinde göstermelik olarak kazı çalışmalarını başlatıp memleketi Fransa’ya gider. Maksadı mali destek sağlamaktır. Ancak umduğunu bulamaz. Aslında bulur ama Fransa ile Almanya arasında çıkan savaş yüzünden sonlandıramaz. Bu arada İngilizlerle temasa geçer ve hemşerilerinden göremediği desteği İngilizlerden görür. ‘The Metropolitan Railway of Constantinople from Galata to Pera’ adında İngiltere merkezli bir şirket kurar ve göstermelik olarak başlattığı çalışmaları hızlandırır, 1872’nin Temmuz ayı olmuştur bile. 

Ve Tünel artık hazırdır

Aylarca süren çalışmalardan sonra tünel inşaatı 5 Aralık 1874 tarihinde tamamlanır. İlk önce deneme seferleri yapılır. Bu sürüşlerde vagonların içerisinde hayvanlar vardır. Bu noktada ortalarda dolanan bir şehir efsanesinin ipliğini pazara çıkarmakta fayda var; gördüğünüz üzere hayvanlar ilk başlarda deneme seferleri için kullanılmıştır. Yani herkesin ağzına pelesenk ettiği gibi zamanın Şeyhülislam’ının ‘Ölmeden toprak altına girmek caiz değildir’ fetvası üzerine değil. Zaten o zamanlar Şeyhülislam’ın bu tarz kararlara karışması söz konusu bile değildir. 

Tamamlanan tünelin uzunluğu 555.80, çapı 6.70 ve yüksekliği de 4.90 metredir. İki yön için de farklı demiryolu hattı bulunmaktadır. Toplam 180 bin Osmanlı lirasına mal olmuştur (Karşılığı 4.12 milyon Frank’tır, Osmanlı lirasının değerine dikkatinizi çekerim.). 

Hayvanlı deneme sürüşlerinin ardından insan taşımacılığına da çok sürmeden başlanır. Tünelin resmi açılışı 17 Ocak 1875 tarihinde yapılır. Açılış öğle vakti yapılacak olmasına rağmen, tören alanı sabahın ilk saatlerinden itibaren tıklım tıklım dolar. Gelenler hem bando dinlemek hem yemek yemek hem de dönemin önde gelen devlet adamlarını görmek niyetindedirler. Coşkulu bir açılış töreni yapılır; ancak dikkati çeken bir nokta vardır ki bu hikayenin kahramanı Eugene Henri Gavand açılış töreninde yoktur. Fikri ortaya atan, gece gündüz projenin kabulü için çalışan, projenin gerçekleşmesi için de canla başla çalışan, mücadele eden Gavand, açılışa sadece bir iki ay kala kurulmasına vesile olduğu ve projenin tek hakimi olmak isteyen İngiliz şirket tarafından görevden uzaklaştırılmıştır. 

Gavand haklı çıkar

Tünel, açılışının ertesi günü yani 18 Ocak 1875 tarihinde resmen yolcu taşımacılığına başlar. Bilet ücreti mi? Kişi başı 10 para! 10 para mı? Dört tanesi 1 kuruş yapıyor. Tünel, Gavand’ın öngörüsünü doğru çıkaracak şekilde ilk iki haftada 75 bin kişinin 1,5 dakikada Galata’dan Pera’ya ya da Pera’dan Galata’ya geçmesini sağlamıştır. Şubat ayında 111 bin kişi, Nisan ayında 127 bin kişi ve Mayıs ayında da 225 bin kişi tüneli kullanır. 

Tünelde ilk kaza 28 Ağustos 1875 tarihinde kayış kopması nedeniyle olur. Neyse ki ölen olmaz. Ölümle sonuçlanan tek kaza da 6 Temmuz 1943’te olmuştur. Kaza nedeni yine kayış kopmasıdır. Tarihe dikkat etmenizi öneririm, II. Dünya Savaşı devam etmektedir ve kendi kayışımızı üretmediğimiz için normalde Almanya’dan getirtilmesi gereken kayış getirilememiştir.

1910 tarihinde, o zamana kadar buharlı makinelerle çalışan tünel elektrikle çalışır hale getirilir ve bir sene sonra 1911’de Belçika uyruklu ama çok uluslu Sofina şirketi tarafından satın alınır ta ki 16 Haziran 1939 tarihine kadar. Bu tarihte Nafia Vekili (Nazır oldu vekil ama nafia hala bayındırlık değil) Ali Çetinkaya’nın girişimleri ile 175 bin Türk lirasına satın alınarak millileştirilir. Birkaç ay sonra da İETT’ye devredilir.

Tünel fikrinin ortaya çıkmasından tam 101 sene sonra, 1968 tarihinde tünelin yenilenmesine karar verilir ve bu sefer fikir babasının memleketinden bir şirkete (Electro Enterprise) onarımı için tam 33 milyon lira ödenir. Üç sene kapalı kalır.

2020 itibari ile tam 145 senedir İstanbullulara hizmet veriyor ‘Tünel’. Artık, ezbere söylediğimiz ‘Dünyanın en eski ikinci (New York metrosunun 95 metrelik deneme tünelini de sayarsanız üçüncü) tünelini biz yapmışız ama devamı gelmemiş işte.’ repliğinin dışında bir şeyler biliyoruz tünel hakkında…

Başkaları ile paylaşmak isterseniz:

Alakalı Yazılar